5.00 / 1 oy

Sorry to Bother You (2018)

filmi dün gece izledim ve hayatımda izlediğim en güzel filmlerden de birisiydi. sonrasında açıp eleştirilerini okudum acaba onca detay arasında gözümden neler kaçmış diye merak ederken bir de baktım ki bizden neredeyse kimse filmi sevmemiş bile. bu biraz amerikan kültürüne aşina olmak ile ilgili bir durum olabilir çünkü dalgasını geçtikleri şeyler çoğunlukla amerikan kültürüne ait fiyaskolar. izlemeyenler için spoiler vermemek adına daha fazla yazmıyorum ancak filmi izleyenler spoiler olarak başı ve sonu belli olan alanlar içerisinde filme ait görüşlerini paylaşabilirlerse çok memnun olurum. benim açımdan amerikan kültürüne ve kapitalist ekonomi sistemine dair hiciv dolu bir kara komedi filmiydi. sürekli değişen küpeler, tek gözlü korsanın adını hiç öğrenememiz ve horse power bunlardan bazıları :)

lazo

02.06.2019 22:20

Bu soru 13 kez yanıtlandı.

  • 3 Haziran 2019 09:46
    0

    Beyaz sesi ile telemarketin yapıp çok başarılı olmak nasıl bir kara komedidir ya :) filmde kahkahalarla gülmeyi beklemeyin ama yazıldığı gibi amerikan kültürü konusunda genel olarak biraz bilgi sahibiyseniz motivasyon konuşmalarından sanata kadar çok alanda inanılmaz giydirmeler var filmde.

    Filmde benim fark edebildiğim cameo'lar:

    ilk equisapien / demarius: Forest Whitaker (milyon dolarlık oyuncuyu)

    Telemarketing gurusu: Danny Glover (sesiyle )

    Cassius'un beyaz sesi: David Cross

  • 3 Haziran 2019 10:44
    0

    Cassius Green'in telefon bağlantısı kurduğu kişilerin evlerine giriş şeklinden yönetmenin neler yapabileceği konusunda fikirlerim oluşmaya başlamıştı benim de, özellikle telefon bağlantısı kurdupu esnada tuvalette olan çinli iş adamının sahnesini ömür boyunca unutacacağımı sanmıyorum

  • 4 Haziran 2019 09:38
    0

    spoiler başlangıcı

    filmin sonu konusunda spoiler vermek istemiyorum ama izlediğim tüm filmler arasında en ters köşe yapan filmlerden birisi benim için sorry to bother you oldu. ben daha adam o beyaz tozu çekip tepki vermemesinden ne alaka demiştim ama sonuna kadar da bu detayı çoktan unutmuş, mutlu sonun rehavetine kapılmıştım. kara komedi konusunda benim ufkumu açan, hayal güvümü genişleten bir filmdi ve yaratıcı bir şeyler arayanlara keyifle tavsiye edebilirim.

    spoiler sonu

  • 4 Haziran 2019 21:03
    0

    yönetmen Boots Riley'nin ilk uzun metrajlı yönetmenlik deneyimiymiş, ben film biter bitmez bu filmi yazan yöneten ekipten başka neler çıkmış diye araştırmaya başladım ama yazan da yöneten de Boots Riley çıktı. adam sanırım soundtrack'ler konusunda başarılı bir kariyere sahip bir müzisyen ama ben de film yazıp yönetebilirim diyerek kendini bu şekilde ortaya koymuş, iyi ki de koymuş

  • 4 Haziran 2019 22:04
    0

    telemarketing bilim kurgusunun kara komedisi olarak tanımlanabilir. ya da kapitalizm eleştirili absürt komedi tanımı da yapılabilir belki. ama arabesk filmi gibi bir kara komedi de değil bill murrey tarzı basık ve yabaş bir film de değil. ilk yarım saat biraz sıkıcı gelebilir ama filmin son yarım saati, aynı saatte şampiyonlar ligi finali olsa yine kendini izlettirir.

  • 5 Haziran 2019 09:29
    0

    Tessa Thompson'ın canlandırdığı Detroit karakteri bence filmin açık ara en renkli karakteriydi. hem indirim tabelasını tutması, hem de sanatsal kişiliği ve filmin sonlarına doğru giydiği (giymediği) kıyafeti ile maruz kaldığı sanatsal şiddet sahnesi bence izleyen herkesin aklında yer bırakacak kadar özgündü. bunun haricinde kafasına kola kutusu yiyen Cassius'un uzun bir süre kafasında kanlı bandaj ile gezmesi, katılımcılarını rezil eden televizyon programının milyonlar tarafından izlenmesi ve kola kutusu olayı sayesinde kola kutusunu fırlatan kadının meşhur olması da youtube'a ve dijital medyaya yapılmış çok güzel göndermelerdi

  • 6 Haziran 2019 07:20
    0

    Steve Lift karakteri özgün kötü adam olabilme konusunda son zamanlarda benim gördüğüm en başarılı karakterlerden birisiydi. yeşilin farklı tonlarında farklı odalar yapmak bile obsesif bir kötü adamın karakteri konusunda güzel detaylar sunmuş oluyor. partiyi düşünecek olursak da her türlü sapkınlığa yer vererek kendinden nefret ettirmeyi her anlamda başarmış oluyor. bu arada Cassius'un söyle(yeme)diği rap şarkısı da bence mükemmel bir nakarata sahip :)

  • 7 Haziran 2019 05:10
    0

    filmin senaryosu üzerine çok kafa yorulmuş olmalı. önce kapitalizmi nasıl eleştireceğine karar vereceksin, sonra iş hayatı, canavar ruhlu ceo, terfi sistemi, başkaldırı ve sendika hakları, grev ve greve dahil olmayanlar arasındaki çatışma, terfi almış birisinin artık oyun kurucu olduğunu düşünürken aslında halen oyunun bir parçası olduğunu fark etmesi, at kafalı güçlü yorulmayan çalışanlar, sonrasında ise bu at kafalı çalışanların arasında zaman içerisinde oluşması beklenen kültürel yapılar ve bu kültürde ajan olarak çalışması için 100 milyon dolar teklif edilen bir adam. hissedarlara sunum amacıyla hazırlanan video bile herhangi bir 2 boyutlu uyduruk çizim değil, üzerine çok düşünülmüş ve emek harcanmış. benim de uzun zamandan beri en çok sevdiğim filmlerden birisi oldu ve puanım 10/10

  • 5 Haziran 2019 05:20
    0

    amerikan futbolu takımı emeklilerinin halen o karakter yapılarından çıkamamaları ve lisedeki en mükemmel hallerine sıkışıp kalmaları ve sabah uyandıklarında Cassius Green'in bir insan olarak aslında ne kadar önemsiz bir canlı olduğunu ve unutulmaya da mahkum olduğunu oldukça sempatik bir tiratla dile getirdiği sahneye bayıldım ben

  • 7 Haziran 2019 11:24
    0

    Cassius'un işe başvurabilmek için yalandan ödüller yaptırması ve hayali bir kariyer yazması ile ilk sinyalleri veriyor zaten film. stick to the script ise iş hayatında emek sömürüsü olarak adlandırabileceğimiz her alanda her işe çok güzel giydirmiş oluyor film. bugün herhangi bir çalışanın kendi işi konusunda neredeyse hiç bir imtiyaz kullanma hakkı yok. sattığı ürünü satma şeklini bile kişiselleştiremiyor, giydiği ile hatta saçı ve sakalı ile kendisi olmaktan çıkıp firmasının bir parçası haline gelmeye zorlanıyor. Olayın diğer tarafında da hepimizin fanı olacak delilikte severek kullandığımız markalar var. ister teknoloji markaları gelsin aklınıza isterseniz de gıda markaları ama tümünde de para kendi kurallarını koyar ve çalışanları da bu kurallara harfi harfine uymak zorunda kalırlar. açıkçası izleyip de hayatımız mı değişti? elbette hayır, kullandığımız elmalı cep telefonlarını bilgisayarları kullanmaktan vazgeçip adı duyulmamış telefonlara mı geçtik? sadece içinde bulunduğumuz cendereyi hatırlamış olduk o kadar, o da en fazla 1-2 gün sürer ve geçer

  • 7 Haziran 2019 18:39
    0

    takım lideri olan hanım kızımızın gündelik hayatta karşılaştığımız vasatlık akan takım liderlerinden birisi gibi olmayı mükemmel derecede başarmış olması bile övgüyü hak ediyor. bunun dışında film, hepimizin her gün kariyerimiz ya da daha fazla para kazanabilmek için ailemiz ya da sevdiklerimiz ile daha az zaman geçiriyor olmasına da güzel bir eleştiri getiriyor ve terfi için aslında hepimizin sevdiklerimizi arkamızda bırakmayı göze aldığımızı hatıylatmış oluyor.

    terfi almış zengin satıcıların kendilerine ailt asansörlerindeki lüksler beni inanılmaz eğlendirdi. dijital kadın sesi ile Cassius'ın nasıl gaza getirildiği de yine güzel bir sahneydi.

    modern kapitalizme son yıllarda getirilmiş en güzel sanatsal eleştiri olarak ben de sorry too bother you filminin izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. kahkaha atmak istiyorsanız aradığınız film bu değil ama gözünüzü kırpmadan sürekli şaşırarak ve ince işlenmiş tespitleri yakalayarak 2 saatlik bir tebessüm arıyorsanız kesinlikle izlemelisiniz

  • 8 Haziran 2019 16:29
    0

    benim çıkardığım özet: profesyonel iş hayatının motivasyonlarının hayatınızı değiştirmesindense elinizdeki ipe bağlı silecekler ile ön camını birlikte sildiğiniz hayat arkadaşınız ile birlikte sefil bir hayat yaşayın daha iyi, üstelik daha da eğlenceli..

    ancak; eğer finansal ekosistemin dibindeyseniz hayatta kalmak için tüm zamanınızı ve karakterinizi satmak durumundasınızdır, çünkü zamanın ruhu bunu gerektirir

    biraz daha yukarı seviyelerdeyseniz ise hem tüketicisi hem de üreticisi olarak kendinizi gerçeklemenin kısır döngülü bir yolu olarak yine sistemin içerisinde kaybolur gidersiniz

  • 8 Haziran 2019 06:05
    0

    ırkçılık konusunda da film oldukça kalın eleştiriler yapıyor, beyaz sesi ile arama yapan siyahi call center çalışanları bence de oldukça yaratıcı bir konu :)

    power caller olmak konusunda geçen süreç, motivasyon çalışmaları ve alt kattan üst kata duyulan merak da artık dünyanın her yanına yayılmış olan kapitalizm idareciliğinin bir parçası. filmde reklam olarak ara ara göünen 3 katlı ranzalarda yaşayan insanlar ise sosyalizme yapılan göndermeler olarak değerlendirilebilir. bugün için bir insanın gözünde sosyalizmin bir cazibesinin olamayacağı ve insanın para için her şeyi yapabilecek kadar gözünün kara olabilmesi ile ilgili akılda kalıcı bir sunum ile eleştiriler sunuyor film.

    bıyıkları ile sakallarını birleştirerek kesen adam filmde çok önemli bir role sahip çünkü adamın bir adı yok. adının olmaması ise tesadüfi değil, çünkü adam artık işi ile o kadar fazla iç içe geçmiş ki sonunda sadece etiketi olmuş. karakteri gitmiş sadece konumu kalmış. bu yüzden de film boyunca adı biplenerek imdb'de bile adı mr. ___ olmuş

     

Bu soruya sadece kayıtlı kullanıcılar yanıt yazabilirler. Yanıt yazmak için lütfen giriş yapınız.

Reitix
Sorry to Bother You (2018)

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.