10.10.2013
4.59 / 27 oy

Yavuz Sultan Selim Dönemi Osmanlı Devleti

SULTAN (I.) SELİM (YAVUZ)

Yavuz Sultan Selim'in Doğum Tarihi: 1467

Yavuz Sultan Selim'in Ölüm tarihi: 1520

Yavuz Sultan Selim'in Sultanlık Dönemi: 1512 -1520

Yavuz Sultan Selim'in Kabrinin Bulunduğu Yer: İstanbul, (Sultan Selim Camii Yanı

Yavuz Sultan Selim'in Vefatında Osmanlı Devleti'nin Yüzölçümü: 6.557.000 km

Yavuz Sultan Selim

1467'de Amasya'da doğdu. II. Bayezid ile Ayşe Hatun'un oğludur. "Yavuz Sultan Selim" olarak anılır.

Babasının Amasya valiliği sırasında doğan Selim, burada saray eğitimi aldı. 1487'de Trabzon sancakbeyi oldu ve bu görevi 24 yıl sürdürdü. Orada iken İran ve Gürcistan seferleri ile büyük şöhret yaptı. 1509'dan sonra kardeşi şehzade Ahmed'in taht varisliği ihtimalinin artması üzerine babası II. Bayezid'e ve kardeşlerine karşı mücadele başlattı. 1510'da Kefe'ye geçerek Kırım Hanı Mengli Giray'ın da desteğiyle 1511'de Kili, Akkirman ve Kefe sancaklarının yönetimini üstlendi. II. Bayezid'in yaşlılığını ileri sürerek saltanatı şehzade Ahmed'e vermesi üzerine Rumeli'den topladığı orduyla harekete geçti. 3 Ağustos 1511'de Çorlu savaşında babasının kuvvetlerine yenilerek Kırım'a döndü. Ancak İstanbul'daki yeniçerilerin desteğini sağladığı için taht şansını kaybetmedi. Üsküdar'a kadar gelen Ahmed, Anadolu'ya dönmek zorunda kaldı. İstanbul'a gelip yeniçerilerden destek arayan Şehzade Korkud da hedefine ulaşamadı.

Selim, Rumeli'den topladığı yeni kuvvetler ve İstanbul'dan yanına gelen yeniçerilerle İstanbul'a yürüdü. II. Bayezid direndiyse de askerin ve devlet ricalinin desteklediği Selim, 24 Nisan 1512 Cumartesi günü bir zafer alayı ile Topkapı Sarayı'na geldi. Bayezid tahtını oğluna bıraktı.

Selim'in ilk buyruğu babasının İstanbul'dan uzaklaştırılması oldu. Dimetoka'ya gitmeyi kabul eden Bayezid'i arabasının yanında yürüyerek Edirnekapı'ya kadar uğurladı. Saraya dönüp kapıkullarına 3000'er akçe

cülus bahşişi dağıttırdı. Ayrıca sipahilerin yevmiyelerine dört, yeniçerilerin yevmiyelerine de iki akçe zam yaptı. İstanbul'da bulunan kardeşi Korkud'u da Manisa'ya gönderdi.

Bir süre sonra Şehzade Ahmed'in Konya'da padişahlığını ilan edip oğlu Alâeddin'i Bursa'ya gönderdiği haberi geldi. Selim önce tahtını ve Rumeli topraklarını güven altına almak için oğlu Şehzade Süleyman'ı Kefe'den çağırdı. 29 Temmuz 1512'de 70 bin kişilik bir kuvvetle Anadolu'ya geçti. Yeniçerileri de Mudanya üzerinden Bursa'ya gönderdi. Şehzade Ahmed'in oğlu Alâeddin, amcasının büyük bir kuvvetle üzerine geldiğini haber alınca hemen Bursa'dan çıkarak Konya'ya çekildi. Selim, 1512 kışını Bursa'da geçirirken, Ahmed de Amasya'ya çekilmek istedi. Ancak Selim'in gönderdiği kuvvetler onun Amasya'ya dönmesini engelledi. 500 kadar adamıyla Malatya'ya kaçan Ahmed, iki oğlunu yardım istemek üzere İran'a gönderdi. Daha sonra Amasya'ya giderek Selim'in tayin ettiği valiyi kandırıp şehre girdi. Selim, Şehzade Ahmed'in Amasya'ya girmesinde parmağı olduğunu düşündüğü Veziriazam Koca Mustafa Paşa'yı azlederek yerine Hersekzade Ahmet Paşa'yı getirdi.

İran'daki Safevi Devleti'nin hükümdarı Şah İsmail, II. Bayezid'in saltanatı sırasında pek çok taraftar bulmuş, büyük karışıklıklar çıkmasına zemin hazırlamıştı. Özellikle Şahkulu Baba Tekeli isyanı Anadolu'yu adeta yangın yerine çevirmişti. Böyle bir ortamda durumun ciddiyetini daha

şehzadeliği zamanında kavramış olan Selim, tahta çıkışından sonra bu büyük tehdide karşı harekete geçti.

Selim, Bursa'dan Gelibolu'ya, Oradan Edirne'ye giderek 1513-1514 kışında İran seferi hazırlıklarını tamamladı. Manisa Valisi olan oğlu Şehzade Süleyman'ı Edirne'ye getirterek Rumeli'nin muhafazasıyla görevlendirdi. 20 Mart 1514'te İstanbul'a hareket etti. Bir savaş meclisi toplayarak tanınmış ulemayı da çağırdı. Bunlar, Şah İsmail ile savaşmanın kâfirle savaşmaktan öncelikli olduğuna dair fetva verdiler. 30 Mart'ta Eyüp'e yakın Fil Çayın'nda ordugâh kurdu. Ordu birliklerinin Anadolu yakasına geçmelerini bekledi. Bu arada babası II. Bayezid ile Fatih'in mezarlarını, ayrıca Eyüp Sultan'ı ziyaret etti. Fakirlere sadaka dağıtıldı. Bu sefer halkı da çok heyecanlandırmış, Sultan Selim'i görmek isteyen büyük bir kalabalık Eyüb'ü doldurmuştu.

22 Nisan 1514'te Üsküdar'a geçti ve İran seferine çıktı. Şah İsmail'e gönderdiği mektubunda onu sünnet-i seniyyeye davet etti. Erzincan ovasındayken Şah İsmail'in elçisi Selim'i er meydanına davet eden bir mektup getirdi.

Ordunun Ağrı Dağı'na yakın Ovacık'ta konakladığı sırada İran ordusunun Çaldıran'da olduğu haberi geldi. 23 Ağustos 1514 sabahı taraflar saldırıya geçti. Osmanlı ateşli silahlarının gücü Safevi ordusunu dağıttı. Şah İsmail, ordugâhını, hazinesini, harem çadırlarını bırakıp kaçtı.

Tebriz'e yürüyen Yavuz, 6 Eylül günü şehre girdi. Yakub Camii'nde Cuma namazı kıldı. Tebrizli sanatkâr ve bilim adamlarından bin kişiyi İstanbul'a göç ettirdi.

Tebriz'de uzun süre kalmak istemeyen Sultan Selim, buradan Azerbaycan Karabağ'a gitmek üzere yola çıktı. Ancak onun kışı bu eski İlhanlı merkezinde geçirmek istediğini anlayan bazı devlet adamları yeniçeriyi tahrike başladılar. Aras Nehri kenarına gelindiğinde yeniçeriler parça parça olmuş elbiselerini mızraklarının ucuna takarak padişaha geri dönmek istediklerini bildirdiler. Selim ise, kışı Azerbaycan'da geçirerek Şah İsmail tehlikesini tamamıyla ortadan kaldırmak istiyordu. Ancak bu gösteriler üzerine dönmek zorunda kaldı. Yolda bu kışkırtmaların sorumlularını cezalandırdı. Veziriazam Hersekzade ile ikinci vezir Dukakinoğlu Ahmed Paşa'yı azletti.

Erzurum'a gelindiğinde Bayburt'un Kiğı Kalesi'yle birlikte zaptedildiği haberi geldi. Buraları zapteden Bıyıklı Mehmed Paşa, Karahisar, Canik ve Trabzon'un da ilavesiyle Erzincan valiliğine tayin edildi.

Kışlamak üzere Amasya'ya çekilen Sultan Selim, ertesi yıl yapacağı yeni bir sefer için hazırlıkları başlattı. İstanbul'dan destek birlikleri istendi. Bu hazırlıklardan memnun olmayan bazı yeniçeriler isyan etti. Bu olaya çok üzülen Sultan Selim'in emriyle isyan bastırıldı.

Selim, Nisan 1515'te Amasya'dan Kemah üzerine sefere çıktı. Kale, Mayıs ayı içerisinde teslim oldu.

İstanbul'dan gelen Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa 40 bin kişilik bir kuvvetle Dulkadir Beyliği'nin üzerine gönderildi. Maraş 1515 Haziran'ında alındı. Böylece bu beylik Osmanlı Devleti sınırları içinde bir beylerbeylik haline getirildi. Selim, bu başarısından sonra Sinan Paşa'yı bir süredir boş bulunan veziriazamlığa getirdi. 11 Temmuz 1515'te İstanbul'a dönen padişah, yeniçerileri ayaklanmaya yönelten ikinci vezir İskender Paşa'yı ve bazı ocak ağalarını cezalandırdı.

Şah İsmail'in adamı Kara Han tarafından kuşatılan Diyarbekir, 19 Eylül 1515'te tekrar Osmanlı hâkimiyeti altına girdi.

Sultan Selim, 1516 ilkbaharında Veziriazam Sinan Paşa'ya ordunun ve donanmanın süratle yeni bir sefer için hazırlanmasını emretti.

O sırada Abbasi halifelerini himayesinde bulunduran Memlükler, İslam dünyasında büyük bir otoriteye sahipti ve Osmanlılar'a karşı İran'la işbirliği yapıyordu. Ayrıca baharat yolu da Mısır'dan geçiyordu. Yavuz Sultan Selim, İslam dünyasında birliği sağlamak amacıyla Mısır'a sefer düzenlemeyi kararlaştırdı. Gizli tutulan Mısır seferi için ulemadan fetva alındı.

Veziriazam Sinan Paşa 28 Nisan 1516 baharında 40 bin kişilik bir kuvvetle Maraş üzerinden Fırat boyuna sevk edildi. Bu ordunun görevi Safevi, Memlûk ve Osmanlı sınırlarının kesiştiği noktada durumu gözden geçirmekti. Fırat'a gelindiğinde sınırdaki Memlûk beylerinden müsaade istendi. Ancak bu isteği sert bir şekilde geri çevrildi. Sinan Paşa'nın hareketi üzerine Sultan Kansu Gavri de 50 bin kişilik bir kuvvetle Şam'a gelmiş, yerine kardeşinin oğlu Tomambay'ı bırakmıştı. Bu durum Sinan Paşa tarafından padişaha bildirildi. Sultan Selim, ordunun Kayseri'de toplanmasını emretti.

Bu arada Sultan Gavri'ye iki elçi gönderen Selim, mektubunda İran'a sefer düzenleyeceğini, kendisine hayır dua edilmesini istedi. Önce elçileri hapse attıran Gavri, Osmanlı hükümdarının gazabını çekmemek için daha sonra serbest bıraktı ve ona hediyeler gönderdi.

Memlûk Devleti'yle savaşa karar veren Selim, Oğlu Süleyman'ı Edirne'de saltanat naibi bıraktıktan sonra 5 Haziran 1516'da Üsküdar'a geçip Şam'a hareket etti. Donanma da Suriye sahillerine gönderildi. Padişahın yola çıktığı haberini alan Gavri, bir mektup göndererek seferi önlemeye çalıştıysa da başarılı olamadı. Anadolu içlerinde Malatya ve Divriği'nin alınmasından sonra Memlûk ve Osmanlı orduları 24 Ağustos 1516'da Halep yakınlarında Mercidabık'ta karşılaştılar. Savaş Memlûk ordusunun yenilgisiyle sonuçlandı. Sultan Kansu Gavri atından düşerek öldü.

Halep, Hama, Humus, Eylül ayında Şam ve Gazze zaptedildi. Sinan Paşa 21 Aralık 1516'daki Hanyunus Savaşı'nda Canberdi Gazali'yi bozguna uğrattı. Memlûk ordusunun Mercidabık'taki hezimetinden sonra Kahire'ye kaçabilen emirler, Tomambay'ı Kasım 1516'da hükümdarlığa seçtiler. Sultan Selim, Mısır'a yürümeden önce Tomambay'a bir mektup göndererek, kendisine tabi olması, adına hutbe okutturup para bastırması halinde onu Mısır topraklarına vali tayin edeceğini bildirdi. Memlûk Sultanı ve emirleri, Selim'in Sina Çölü'nü geçmeyi göze alamayacağını düşünerek bu teklifi reddettiler.

Selim de Mısır seferi için 15 Aralık 1516'da Şam'dan hareket etti. Remle'ye gelindiğinde yanına lalası Hasan Can, İdris-i Bitlisi ve daha birkaç kişiyi alarak buraya çok yakın olan Kudüs'e gitti. Hz. İbrahim'in mezarı ve diğer mübarek yerleri ziyaret etti.

Sina Çölü'nü 11 günde aşan Osmanlı ordusu Kahire yakınlarına kadar ilerledi. 22 Ocak 1517'deki Ridaniye Savaşı'nda Memlûk Sultanı Tomambay yenildi ve kaçtı. Veziriazam Sinan Paşa bu savaşta şehit oldu. Ridaniye Savaşı'nın ardından Kahire Kalesi alındı. Selim, 15 Şubat 1517'de Kahire'ye girdi. Her tarafa fetihnameler gönderildi. Uzun bir takipten sonra yakalanan Tomambay idam edildi. İstanbul'da ve ülkenin büyük şehirlerinde şenlikler düzenlendi. Mısır'da ele geçirilen hazineler ve ganimet malları İstanbul'dan gelen donanmaya yüklenerek 15 Temmuz 1517'de İstanbul'a gönderildi. Aynı günlerde Kahire'ye gelen Mekke Şerifi'nin oğlu

Ebu Numeyy, Mekke'nin anahtarlarını ve "Emanat-ı Mukaddes" denilen Hz. Muhammed'e ve sahabelere ait eşyayı İslam Padişahı Yavuz Sultan Selim'e teslim etti.

Suriye ve Mısır seferleriyle halifelik Osmanlılara geçerken, Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap dünyasına hâkimiyeti de başlamış oldu. Baharat yolu Osmanlı egemenliğine girdi. Ayrıca Kuzey Afrika'nın fethi için önemli bir üs elde edildi.

Mısır valiliğine Hayrbay'ı getiren Selim, Abbasi soyundan gelen Halife III. Mütevekkil'i de yanına alarak 13 Eylül 1517'de Mısır'dan ayrıldı. Yolda Mısır valiliğine getirilen Hayrbay'ı eleştiren ve "buralara kadar bir haini tahta oturtmak için mi geldik" diyen Veziriazam Yunus Paşa'nın yerine İstanbul Muhafızı Piri Paşa'yı çağırdı. Piri Paşa 21 Ocak 1518'de Şam'da veziriazam oldu. Sultan Selim, 2 yıl 2 ay süren ve bütün Osmanlı tarihinin en uzun sefer-i hümayunu olan Mısır seferinden 25 Temmuz 1518 günü İstanbul'a döndü. Üsküdar'a geldiğinde İstanbul halkının çok büyük bir karşılama hazırladığını öğrendi. Böyle bir kalabalığın karşısına çıkıp alkışlanmaktan utandı. Geceyi bekledi. Gizlice kayıkla Topkapı Sarayı'na geçti.

Yavuz, Ağustos 1518'de tersanenin büyütülmesini istedi. Tersane gözlerinin sayısı 160'a çıkarıldı. Veziriazam Piri Paşa'ya, Frengistan'a sefer düzenleyerek Papa, Françesko, İspanya ve Venedik krallıklarına son vermeye kararlı olduğunu söyledi. Gemiler için Arap kürekçiler getirildi. Memlüklerin Kızıldeniz donanmasının komutanı olan Selman Reis İstanbul'a davet edildi. Kısa zamanda Gelibolu ve İstanbul tersanelerinde 250 gemilik bir donanma hazırlandı.

Aynı yıl Bozoklu Celal, Anadolu'da isyan başlattı. Etrafına 20 bine yakın adam toplayan Celal, padişahı tanımayarak baskınlarını artırdı. Selim, Rumeli Beylerbeyi Ferhad Paşa'yı Celal'in üzerine gönderdi. 24 Nisan 1519'da Ankara yakınlarında yakalanarak öldürüldü.

Bu olaydan sonra Anadolu'da çıkan her türlü isyan hareketine "Celali isyanı" demek adet oldu.

Sultan Selim, 1520 yılının yaz aylarında Macaristan'a bir sefer düzenlemeye karar verdi. Ordu Piri Paşa komutasında Edirne'ye gönderildi. Selim de 1520 yılının Ağustos ayında veziriazamın ardından Edirne'ye hareket etti. Bu sırada sırtında baş gösteren bir çıban hızla büyümeye başladı. Ağrıların hızla vücuduna yayılmasına karşılık yola devam eden Selim, Çorlu yakınındaki Sırt köyünden ileriye gidemeyerek burada kurulan çadırda tedaviye alındı. Hekimbaşı Ali Çelebi yanık yarası (şirpençe) teşhisi koyarak zift yakısı uyguladı. Ancak yara büyüdü ve açıldı. Önden Edirne'ye giden Veziriazam Piri Mehmed Paşa ile devlet erkânı da acele ordugâha çağırıldı. Manisa Valisi Şehzade Süleyman'a da gelmesi için haber gönderildi. Selim'in İstanbul'a götürülmesi için hazırlıklar devam

ederken 21 Eylül 1520'de öldü. Yeniçerilerin ayaklanmasından korkularak ölümü gizli tutuldu. Cenaze, çadırda yıkanıp kefenlenerek saklandı.

Manisa'dan sekiz günde Üsküdar'a gelen ve kadırgayla İstanbul'a geçen Süleyman, 30 Eylül günü Topkapı Sarayı'nda tahta oturdu.

Piri Paşa bu haberi aldıktan sonra Selim'in ölümünü duyurup cenazeyi İstanbul'a gönderdi. Zembilli Ali Efendi'nin Fatih Camii'nde kıldırdığı namazdan sonra Mirza Sarayı denen yerde defnedilen padişah için oğlu Kanuni Sultan Süleyman 1522'de bir türbe yaptırdı.

Kaynakların uzuna yakın orta boylu, geniş omuzlu, değirmi yüzlü, çatık kaşlı, sert bakışlı, koç burunlu, sakalsız, palabıyıklı, asabi, cesur, mahir avcı, süvari ve silahşor bir insan olarak tanımladıkları Yavuz, hırslı, mücadeleci ve çok atak bir yapıya sahipti. Halkına karşı çok adil davranır, yoksulları korur, halk arasında tebdili kıyafet ile gezerdi. Halkın dertlerine kulak verir, hemen çözüm getirirdi. Cömertliği ile ün salmıştı. Şahsi işlerinde ve sohbetlerinde son derece halim selim, güleryüzlü bir insandı. Ancak devlet işlerine şahsi dostluklarını hiç karıştırmazdı. Devlet işlerinde asla gevşeklik göstermez, bir plan ve program içinde yürütür, müzakere edip karara varırdı. Projelerini mutlaka uygulamaya koyardı. 2. Bayezid zamanında bir dereceye kadar tembelliğe alışmış olan yeniçeriler ve bazı devlet erkânı onun bu enerjisine uyum sağlamakta zorlanmışlardır.

Yavuz Sultan Selim'in 8 yıllık kısa saltanatında başardığı işler, akılları durduracak kadar büyüktür. Bir gün dünya haritasına bakarak "Yazık bu dünya bir padişaha yetebilecek kadar büyük değilmiş" diyebilecek kadar emelleri büyük bir sultandı.

Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi ile Memlüklü Sultanlığı tarih sahnesinden silinmiş, başta Mısır olmak üzere Suriye, Lübnan, Filistin, Hicaz, Yemen, Arap Yarımadası, Sudan ve Habeşistan'a kadar uzanan ülkeler, Kızıldeniz kıyıları Osmanlı hâkimiyetine girmiştir. Böylece, Akdeniz'in daha sonra bir Türk gölü haline gelmesi sağlanmıştır. Bu sefer sonunda İstanbul hilafet merkezi, kendisi de halife olmuştur.

Yavuz Sultan Selim, İslam birliği siyaseti gütmüş ve İstanbul'u İslam dünyasının merkezi yapmayı hedeflemiştir. Bir ilim adamının karşısında okul çocukları gibi mahcup ve uslu görünen Yavuz, büyük işler yapma kudretinde olduğuna inanırdı. Sadeliği severdi. Süs, ziynet, debdebe ve gösterişten hoşlanmazdı. Mısır seferinden dönüşünde halk kendisini karşılamak ve alkışlamak için günlerce hazırlık yapmış, o, bu durumu öğrenince İstanbul'a gece gizlice girmişti.

Yavuz Sultan Selim, tarihe ve edebiyata ilgi duyan bir padişahtı. Selim'in seferlere çıkarken sandıklar dolu kitap götürdüğü, konaklamalarda tarih ve edebiyat okuduğu bilinmektedir. Muhyiddin İbni'l-Arabi ile Mevlana Celaleddin Rumi'ye çok büyük hürmet göstermiştir. Din bilginleriyle şair ve yazarlardan seçkin bir grubu yanından ayırmayan Selim bunlarla din, tarih ve edebiyat konularını tartışıyordu.

Mükemmel Arapça ve Farsça bilir, Farsça şiir de yazardı. Osmanoğullan'nın ilim itibariyle en yükseği Yavuz Sultan Selim'dir. Zembilli Ali Efendi ile olan ilmi münakaşaları meşhurdur.

Mısır seferinden sonra İstanbul'a getirdiği Emanat-ı Mübareke, İstanbul Topkapı Sarayı'nda kendisi tarafından yaptırılmış olan Hırka-i Şerif Dairesi'nde muhafaza edilmektedir. Bu mukaddes emanetler içinde en önemlileri Peygamber Efendimiz'in "Fhrka-i Saadef'i ile "Sancak-ı Şerif" diye anılan "Liva-i Saadef'tir.

I. Süleyman hariç diğer oğulları küçük yaşta ölmüşlerdir.

Yavuz Sultan Selim Dönemi Osmanlı Devleti
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 6530 kez okundu

10.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • sangre
    24.01.2016

    Sadece 8 yıl sultanlık yapmasına rağmen önemli işler başarmış padişah.

  • yagmurhuzun
    12.12.2015

    padişah isminden köprü de yaptılar ya rahmetli padişah da siyaset konusu oldu

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.