25.01.2014
4.44 / 32 oy

Psikanaliz Nedir?

1880 yılma doğru Viyana’lı sinir doktoru J. Breuer, histerideki hastalık belirtilerinin, hastanın unuttuğu yaşantılardan ileri geldiğini keşfetti. Hipnoz halindeki hastada bu yaşantıları tekrar bilinçleştirerek hastaların bunları yeniden yaşamasını sağladı. Böylece hastalık belirtilerinin ortadan kalkmasını başardı. Daha sonra Sigmund Freud bu metodu ele aldı, metot ve kuram olarak psikanalizi meydana getirdi. Freud, hastanın hipnotize edilmesinden vazgeçerek, bunun yerine serbestçe hatırlamayı, serbest çağrışımı koydu. Ayrıca da rüyaların yorumlanmasını ele aldı. Hastanın aklından geçen her şeyi söylemesini istemek bu metodun esasıdır. Böylece, unutulan ve bilinçaltına itilen yaşantıların bağlantısız biçimde hatırlanması sağlanır. Çoğu zaman bu hatırlamalar, rüya yaşantılarının nasıl olduğunu anlatır ve serbest çağrışımda rüyanın hatırlanmasını sağlar. Serbest çağrışım ruhsal gerginlikleri, bozuklukları, tıkanmaları ve bilinçaltına itilmiş istek ve heyecanları düzenli olarak meydana çıkarır. Freud, rüyasal yaşantıların içgüdüsel isteklerle ben ya da benüstü arasında bir anlaşmazlık meydana getirdiğini, içgüdüsel isteklerin korku ile bilinçaltına itilmesiyle «ben» in kendini koruduğunu ortaya koymuştur.

Bu ve buna benzer bilgiler, psikanalizin aşağıdaki temel tezlerini meydana getirmiştir:

1) Nevroz, kişinin sonradan kazandığı bir gelişim bozukluğudur. Çocukluğun hastalıklı halleri dolayısıyla meydana gelir.

2) Nevroz, yaşantıların ve bunlarda ortaya çıkan ruhsal coşkuların bilinç dışına çıkması ile başlar. Sözü geçen coşkuların anlamlı ve gerekli bir yoldan önlenmemesi ve işlenmemesi, bilinç dışına atılmanın zararlı olmasına sebep olur.

3) Bilinçli yaşantı durumundan çıktığı için parçalanan ruhsal coşkular, bilinçsiz kompleksler olarak kişiliğin derinlerinde yerleşir. Bunlar olumlu güçleri köstekler, kavrayışı bulandırır, duyguyu bulanık yapar, böylece de isteklerin gücünü ve yönünü bozarlar. Nörotik karakter çizgileri, davranış halleri ve korkulu haller, zorlamalar, histerik belirtiler gibi hastalık belirtileri meydana getirirler. Bunları tedavi etmek için bilinçaltına itilen olayların bilince çıkarılması gereklidir.

4) Tedavi sırasında, bilinçaltına itilen yaşantıların bir kısmı bilinçli bir kısmı da bilinçsiz bir direnme olarak etkisini göstermeye devam eder. Bu yüzden hasta hekime, tedaviye ve iyileşme isteğine karşı direnir. Bu direnmenin tanınması ve yenilmesi tedavi için önemli bir faktördür.

5) Hasta, hekim ile olan ilişkisi sırasında bozukluğun tarihçesini tekrar eder. Çocukluğunda meydana gelen boş umutları ve yanlış tutumları anlatır. Bu anlatma sırasında nevrozun yapısı açıkça belirir. 6) Sağlıklı insanın birçok karakter bozuklukları ve rahatsızlıkları da böyle meydana gelir ve nörotik karakter çizgileri ve belirtileri olarak gelişir. Bundan dolayı psikanalizin nevroz bilgileri, genel gelişme psikolojisi, karakter bilgisi ve pedagoji için önemlidir.

psikoloji

Psikanaliz üzerinde yapılan tartışmalar bu temel olgular üzerinde değil, cinsiyetin rolüne dair Freud'un görüşü, libido teorisi üzerindedir. Bu öğretinin psikopatolojik kapsamı şöyledir: Cinsel içgüdüler erginlik çağında değil, ilk çocuklukta ortaya çıkar. Küçük çocuğun yemek yerken duyduğu istek ya da isteksizlik, abdestini boşaltması halleri, temizlik sırasında gördüğü eğitim onun hem tüm karakterinin biçim almasını, hem de cinsel yaşantısını ve davranışını saptar. İnsandaki nörotik hastalıklar içgüdüsel gelişmenin ilk çocuklukta gördüğü zararlarla ilgilidir ve bunlar gelişme bozukluklarına, libido saplantılarına, karakter bozulmalarına, nevrozlara, sapıklıklara sebep olabilirler. Nörotik belirtiler libido çabalarının ve bunlara karşı korunmanın bir derinidir. Bu çabaların doğurduğu bozukluklar her savuşturucu nevrozda (histeri, fobi, zorlama nevrozu) vardır. Çocukluk içgüdülerinin insanın genel olgunlaşmasının üstüne çıkmaksızın sürüp gittiği ve bilinçsiz kompleksler olarak etkisini sürdürdüğü hallerde bir nevrozun ortaya çıkması ihtimali her zaman vardır ve sağlam bir karakter gelişmesi söz konusu değildir. Özellikle anne ya da babaya karşı beslenen cinsel nitelikteki sevgi, ayni cinsten kişilere karşı duyulan kıskançlıkla karışık nefret, genellikle ele alındığı zaman «ben» in fırlatıp attığı cinsel ve saldırganca coşkulardır (Ödipus kompleksi); bunlara normal çocuktan çok nevrozlu çocukta rastlanabilir. Bilinçaltına itilen çocukluğa ait içgüdüsel istekler ve çocukluk anlaşmazlıklarına ait anılar, nevrotiklerde olsun, sağlam kişilerde olsun rüyaların meydana gelmesinde etkili olurlar. Freud'un cinsellik teorisini meydana getiren bu hipotezlerdir. Bunlar, gerekçeleri bulunduğu ya da tecrübe ile kanıtlandığı zaman bugün için de geçerli olmaktadırlar. Ayrıca psikanalizin cinsellik teorisi, insanı ya da hiç olmazsa nevrozu yalnızca hayatı sürdürme ve cinsiyet içgüdülerinin gerilimi olarak anlamaya çalışır.

Freud, gözlemlerini ve bulgularını on dokuzuncu yüzyılda gelişen maddeci felsefenin yardımı ile kanıtlamış ve yorumlamıştır. Ayrıca o sıralarda birden gelişmiş olan biyoloji, psikoloji ve anatomi bilgileri bu öğretiye sağlam bir destek olmuştur. Zamanımızda, Freud'un ortaya attığı tezlerin bir kısmının yanlışlığını kanıtlamaya çalışan bilim adamları vardır. Ancak bu çabalar pek başarılı olamamıştır. Üstelik psikanaliz, psikolojide yeni gelişmelere yol açmıştır. Freud'un psikanalizi geliştirmesinden sonra bireysel psikoloji, kompleks psikolojisi, psikosomatik araştırmalar ve yeni psikanaliz ayrı ayrı bilim adamları tarafından işlenmiş ve ortaya atılmıştır. Çeşitli psikoterapi okullarının ortaya attığı değerli öğretiler ve metotlar, kabul ettikleri ya da kabul etmedikleri yanları ile olsun, psikanalizin sağladığı sonuçlara geniş ölçüde dayanmışlardır.

Psikanaliz, gelişme psikolojisi alanında ortaya koyduğu tecrübeye dayanan malzeme ile çocuğun eğitimi, ana - babanın ve eğiticinin bu konudaki davranışı için göz önüne alınacak sonuçları ile pedagoji ve tedavi eğitimi bakımından çok önemlidir. Freud'u izleyen bilginlerin bu konuda sağladığı bilgiler özellikle önemlidir. Bunun dışında psikanaliz, eğitim güçlüklerinin çocuktan gelen ve her zaman rastlanan nedenlerinin çözümsel bir işlemden geçirilmesi ve düzeltilmesi olanağını eğitimciye sağlar. Çocuk nevrozlarında genellikle çocuktan çok ana - babanın psikoterapiye ihtiyacı vardır. Bugün için nörotik ve eğitimi güç çocukların tedavisinde, çocuğa zarar verilmesini önleyen dolaylı psikanaliz tedavisine başvurulur. İnsan doğasındaki temel töre yönsemelerini henüz bilmeyen çocukta, analizcinin analiz olayını yeterince kavrayamadığı hallerde psikanalizin uygulanması tehlikeli olabilir. Özel olarak psikoterapi ve analiz alanında yetişmemiş her hekimin ve psikoloğun psikanalizi uygulaması da doğru değildir. Bu, yetersiz hekimlerin ve hekim olmayan kişilerin hastayı daha ağır duruma sokmasına sebep olabilir.

Psikanaliz Nedir?
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 2628 kez okundu

25.01.2014 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • erhanc
    06.12.2015

    Herkesin ders olarak ogrenmesi gerektigini dusunuyrm. Karsidakinin davranislarini anlamlandirmak adina.

  • denizci73
    23.02.2015

    en sevdiğim konulardan biri psikanaliz. şu günlerde gidecek seminerler de etraflıca. ilgilenenlere duyurulur.

  • hola
    20.11.2014

    freud'un saplıklıklarıdır demek lazım bence

  • rzgrt
    14.10.2014

    freud'un eserleri hep bunlar

  • dirik
    26.09.2014

    psikanaliz... daha karizmatik bir isim olamazdı heralde

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.