08.10.2013
4.53 / 38 oy

2. Mehmet Dönemi Osmanlı Devleti

Fatih Sultan Mehmet Dönemi Osmanlı Devleti

Fatih Sultan Mehmet'in Doğum Tarihi: 30 Mart 1432

Fatih Sultan Mehmet'in Ölüm Tarihi: 3 Mayıs 1481

Fatih Sultan Mehmet'in Sultanlık Zamanı: 1444 -1446, 1451- 1481

Fatih Sultan Mehmet'in Kabrinin Bulunduğu Yer: İstanbul, Fatih Camii Avlusu

Fatih Sultan Mehmet'in Vefatında Osmanlı Devlet inin Yüzölçümü: 2.214.000 km

Fatih Sultan Mehmet

30 Mart 1432'de Edirne'de doğdu. II. Murad ile Hüma Hatun'un oğludur. "Fatih", "Fatih Sultan Mehmed", adlarıyla anılır. İstanbul'u fethederek Osmanlı Devleti'nin payitahtı yapan II. Mehmed'in ikinci kez tahta çıkışı, Osmanlı Devleti'nde yükseliş döneminin başlangıcı olarak kabul edilir.

II. Mehmed, 1443 baharında iki lalası Kassabzade Mahmud ve Nişancı İbrahim Bey ile Manisa sancakbeyliğine gönderildi. O yıl büyük kardeşi Alâeddin Ali Çelebi'nin ölmesi üzerine 11 yaşında Osmanlı tahtının varisi oldu. Tahttan çekilmeyi düşünen II. Murad 1444 baharında onu Manisa'dan yanına getirtti. 1444-1445 arasında Edirne'de iki yıl tahtta oturdu.

II. Murad'ın Manisa'da dinlendiği bu dönemde Macar ve Eflak ordularının harekete geçmesi üzerine Vezir Çandarlı Halil Paşa II. Murad'ı Edirne'ye davet etti. II. Murad orduyla savaşa giderken II. Mehmed de Edirne'nin muhafazası görevini üstlendi. Yeniden Manisa'ya çekilen II. Murad, Halil Paşa'nın ısrarı ve yeniçerilerin ayaklanması sonucu Edirne'ye dönerek ikinci kez tahta oturdu. II. Mehmed ise Manisa sancakbeyliğine gitti. Beş yıl süren bu sancakbeyliğinde 1448 ve 1450'de babası ile birlikte Arnavutluk seferine katıldı. 1450'de Dulkadiroğulları Beyi Süleyman Bey'in kızı Sitti Hatun'la evlendi.

10 Şubat 1451'de babası ölünce Edirne'ye gelerek 19 Şubat'ta ikinci defa tahta oturdu. 19 yaşındaki II. Mehmed, yeniçerilerin desteklediği Çandarlı Halil'i veziriazamlıkta tuttu. Şehabeddin Paşa ikinci vezir oldu. Sarıca ve Zağanos paşalar da divana girdiler.

II. Mehmed ilk iş olarak Sırplar ve Bizans'la babasının yaptığı anlaşmaları onayladı. Anadolu'daki durum dolayısıyla Sırp Despotu Brankoviç'e bazı yerler bırakıldı. Bizans İmparatoru da Çorlu'ya kadar olan bazı yerleri ele geçirdi. II. Mehmed, bir Macar saldırısı ihtimaline karşı beylerbeyi Karaca Paşa'yı Sofya'ya gönderdi. Daha sonra tahtın el değiştirmesinden cesaret alarak isyan eden Karamanoğlu İbrahim Bey'in üzerine yürüdü. Karamanoğlu'na Alaiye Kalesi'ni bırakarak barışı sağladı. Hızla Edirne'ye dönerken yeniçeriler yolda bahşiş istediler. Çandarlfnın adamı olan Kurtçu Doğan azledildi ve yeniçeri yayabaşıları şiddetle cezalandırıldı. Mehmed, Edirne dönüşünde yeniçeri ocağını yeniden örgütledi.

O sırada Bizans, hemen hemen birkaç liman şehri ve İstanbul surları arasında kalmıştı. Gerek stratejik, gerek askeri ve gerekse nüfus potansiyeli bakımından artık Osmanlılar için büyük bir tehlike oluşturmuyordu. Ancak yine de Osmanlı Devleti'nin her sıkışık anında bu durumdan faydalanmaya çalışıyordu. Genç padişah, tahta geçer geçmez Haçlı tehdidinin başta gelen tahrikçisi ve Osmanlı toprakları arasında bütünlüğü bozan Bizans'ı yönetimi altına almaya karar verdi.

II. Mehmed, İstanbul'u kuşatmadan önce Sırbistan ve Eflâk'la yapılan anlaşmaları yeniledi. Galata'yı ellerinde tutan Cenevizliler'in tarafsızlığı sağlandı. Çandarlı Halil Paşa'yı da Rumeli Hisarı'nın yapım hazırlıklarıyla görevlendirdi. Bu Hisar 4,5 ay gibi kısa sürede tamamlanınca Tuna'dan ve Karadeniz havzasından İstanbul'a yardım ulaştırılma imkânı kalmadı.

Yeniçeriler mevcudu artırılarak, gönüllülerle birlikte kuşatmaya katılacak ordu mevcudu da 70 bine çıkarıldı. Mora Despotluğu'nun muhtemel yardım girişimini engellemek üzere Turahan Bey Korent Boğazı muhafızlığına gönderildi.

II. Mehmed, bu arada o zamana kadar görülmemiş derecede büyük toplar döktürdü. "Şahi" adı verilen ve her bir mermisi 600 kg. olan bu topların denemesini yaptırdı. İstanbul civarının ve surların haritalarını çizdirdi.

Bütün bu tedbirler ve hazırlıklar sürerken. II. Mehmed, Bizans İmparatoru XI. Konstantinos Palaiologos'a şehri teslim etmesini resmen bildirdi ve Haziran 1452'de savaş durumu ilan etti.

İmparator ise surları onartmış, Venedikliler'den, Katalanlar'dan, hatta Pera'daki Cenovalılar'dan aldığı destek güçlerle savunma ordusunun mevcudunu artırmıştı. Haliç'te tam donanımlı 26 savaş gemisi hazırdı.

Edirne'deki bir yıllık yoğun hazırlıktan sonra büyük yürüyüş 1453'ün Şubat ayında başladı. Edirne'de dökülen toplar İstanbul surlarının önüne taşındı. Sultan Mehmed, 23 Mart'ta Edirne'den hareket ederek Keşan'a geldi. Burada Çanakkale boğazından geçen Anadolu kuvvetlerini de yanına alarak 5 Nisan'da İstanbul surlarına ulaştı. Beraberinde Akşemseddin, Molla Gürani ve Akbıyık gibi âlimler bulunan padişah, Topkapı surları önünde karargâhını kurdu. 6 Nisan Cuma günü ordusuyla birlikte Cuma namazını kılıp dua eden Sultan Mehmed, topların ateşlenmesini emrederek kuşatmayı başlattı. Aynı gün İmparator da Haliç girişini zincirlerîe kapattırdı.

Yuvarlak taş gülleler fırlatan toplar Bizans surlarını sarsarken, okçular da surların mazgallarına durmadan ok yağdırıyordu. Bu ilk bombardıman 11 Nisan'a kadar devam etti. Bizanslılar tahrip edilen surları hızlı bir şekilde tamir ediyorlardı. Padişah, 11 Nisan'da büyük topların Silivri ile Topkapı arasına nakledilmesini, daha şiddetli bir bombardıman başlatılmasını emretti. II. Mehmed, 18 Nisan günü ilk hücum emrini verdi. Güneş battıktan sonra yapılan bu hücumda açılan gediklerden içeri girilemedi. Aynı gün Baltaoğlu Süleyman Bey, bir miktar gemiyle Kınalı, Burgaz, Heybeli ve Büyükada'yı zaptetti.

20 Nisan günü Papa'nın gönderdiği 4 Ceneviz ve 1 Mora gemisinden oluşan Hıristiyan yardım filosu, birden patlayan lodosun da etkisiyle Derya Beyi Baltaoğlu Süleyman Bey'in kuvvetlerini yararak Haliç'e girdi.

Osmanlı Sultanı, günlerdir top ateşiyle dövülen kara surlarının çok sağlam olduğunu, açılan gediklerin hemen kapatıldığını görünce yeni bir çare düşündü. 22 Nisan'da öküzlerin çektiği 67 küçük gemilik filonun karadan yürütülüp Galata sırtlarından aşırılarak Haliç'e indirilmesi Bizans'ın sonunu yaklaştırdı. Ertesi gün Haliç üzerine 5 askerin yanyana yürüyebileceği bir köprü kuruldu. 5 Mayıs'ta Beyoğlu tepelerine de Osmanlı bataryaları kuruldu. Beklediği yardımlar gelmeyen imparatorun, Cenevizliler aracılığıyla yaptığı barış önerileri reddedildi. Veziriazam Çandarlı Halil Paşa da Bizans'ın düşürülebileceğini, ancak Osmanlı Devleti'nin bütün Avrupa ile savaşa gireceğini söyleyip, yılda 70 bin altın vergi teklifini kabul edip imparatorla barış yapmasını padişaha tavsiye etti.

Şahi toplarla dövülen surlarda açılan büyükgedikler şehrin düşmesinin yakın olduğunu gösteriyordu. Kuvvetli bir şekilde sıkıştırılan Bizans'ın başşehri teslim olmayı reddedince, İslam hukukuna göre üç gün yağmaya açık hale geldi. Ganimet vaadi askerin şevkini artırdı. Fatih Sultan Mehmet bu kaideye rağmen şehrin üç gün yağmasına müsaade etmemiştir.

26 Mayıs gecesi genel saldırı kararının alınması ve üç gün boyunca aralıksız süren saldırılar sonunda II. Mehmet 29 Mayıs 1453 günü tekbir sesleri arasında Topkapı'dan şehre girdi. Son ana kadar savaşan İmparator kaçmaya çalışırken öldürüldü.

İstanbul'u fethedip Bizans İmparatorluğu'nu tarihten silerek Osmanoğullan'nın en büyük ve anlamlı zaferini kazanan II. Mehmed, şehre girer girmez komutanlarıyla birlikte Ayasofya'ya gitti. Burada ezan okutturup ikindi namazı kıldı. Mabedin camiye çevrilmesini ama hiçbir yerine zarar verilmemesini buyurdu.

Üç gün sonra şehrin her semtinde tellallar bağırtılarak saklananların ortaya çıkıp evlerine dönmeleri, herkesin din, can, mal, ırz güvencesinde olduğu duyuruldu. Daha sonra 3 gün süren şenlikler yapıldı. Sefere katılan gazilere ziyafetler verildi. Şenlik ve ziyafetlerden sonra askerin şehirde dolaşması yasaklandı.

Fatih'in izniyle yapılan seçim sonunda Gennadios II. Sholarios Patrik oldu. 1 Haziran 1453 Cuma günü Ayasofya'daki ilk Cuma namazında hutbeyi Akşemseddin okudu. İstanbul "Mahrusa-i Saltanat" (başkent) ilan edilmekle birlikte Edirne de aynı konumda kaldı.

Fatih Sultan Mehmed, Galata'daki Cenevizliler'e din ve ticaret serbestliği tanıdı. Ancak, bu tarihten sonra Ceneviz tabiiyetinde değil, Osmanlı hâkimiyeti altında yaşayacaklardı. Bununla birlikte 2 Haziran 1453'te Zağnos Paşa'ya Galata'yı işgal ettirip tedbir olarak kara surlarını yıktırdı.

Fatih, kentten ayrılmazdan önce surların onarılmasını, hendeklerin temizlenmesini emretti. Kentten kaçanların dönmeleri için çeşitli semtlerde yerleşme sahaları gösterildi. Bu arada İstanbul'un alınmasına sıcak bakmayan, bu nedenle de Bizans'la arasında gizli bir anlaşma olduğundan şüphelenilen Çandarlı Halil Paşa'yı tutuklattı.

21 Haziran'da Edirne'ye hareket eden Fatih, kentin güvenliği için bin beşyüz yeniçeri bıraktı. O yıl İstanbul'a beş bin ailenin gönderilmesi için beylerbeyi ve sancakbeylerine fermanlar yazıldı. Ayrıca sanatkâr ve tüccar zümrelerinden kalabalık gruplar göç ettirildi.

İstanbul'un fetih haberi bütün Avrupa'da heyecanla karşılandı. Papa V Nicolas, İtalya devletleri arasında birlik istedi ve bütün Hıristiyanları Haçlı bayrağı altına davet etti. Viyana'da İmparator III. Friedrich ve Napoli Kralı V Alfanso bu haçlı seferlerinin başına geçmek istedi. Regensburg imparatorluk meclisinde bütün Hıristiyanlık âleminin beş yıllık genel bir barış ilan etmesi, Çanakkale Boğazı'na bir donanma gönderilmesi kararı alındı.

İstanbul'un fethi İslam âleminde sevinçle karşılandı. Kahire günlerce aydınlatıldı ve Mısır'da büyük şenlikler yapıldı. Memlûk Sultanı, Güney Hindistan Behmeni Sultanı ve pek çok Müslüman hükümdar, elçiler göndererek Fatih Sultan Mehmed'i tebrik ettiler.

Fatih, bir haçlı seferi ihtimali söz konusu olduğunda başlıca desteği olabilecek Venedik ile 18 Nisan 1454'te anlaşma imzaladı. Antlaşma ile Doğu'daki kolonilerini güvence altına alan Venedik, haçlı toplantılarına katılmaktan vazgeçti. Karadeniz ve Ege'deki Ceneviz kolonileri de vergi ödemeye razı olarak padişahla anlaştılar. Ancak Rodos şövalyeleri Papa'ya bağlı olduklarını ve padişaha hiçbir zaman vergi vermeyeceklerini bildirdiler.

1454 baharında ilk Sırbistan seferine çıkan Fatih'in, 1455'teki ikinci Sırbistan seferinde de önemli birçok kale fethedilmekle birlikte Belgrad alınamadı. Fatih 1456 baharında üçüncü Sırbistan seferine çıktı. Padişah bu sefere 300 kadar top götürdüğü gibi 200 çektirilik bir Osmanlı Filosunun da Tuna üzerinden ilerleyerek Belgrad'ı nehir tarafından kuşatmasını emretti. Buna karşılık Belgrad Kalesi tamamen kuşatılmış, Alman, İtalyan ve diğer milletlerden gönüllülerin katıldığı bir Macar ordusu da Segedin'den hareket etmişti. Nihayet Fatih Belgrad önüne gelerek kuşatmayı başlattı. Üst üste yapılan hücumlarla kale tam düşmek üzereyken Hunyadi Yanoş'un gelmekte olduğu haberi geldi. Ayrıca 200 parça gemiden meydana gelen Haçlı donanması da yetişti. İki ateş arasında kalan Osmanlı kuvvetlerinin büyük bölümü bozguna uğradı.

Vezirlerin çekilme önerisini kabul etmeyen Fatih, atını düşman saflarına sürdü ve kılıcıyla üç düşman askerini öldürdü. Kendisi de alnından ve baldırından yaralandı. Onun bu cesareti bir bozgunu önledi. Toparlanan ordu, Macarları çekilmeye mecbur etti. Hunyadi Yanoş da aldığı yaradan öldü. Ertesi gün kuşatma kaldırılarak geri dönüldü.

Fatih, 1459'da Veziriazam Mahmud Paşa'yı Sırbistan'a göndererek Semendre'yi fethetmesini emretti. Şehri kuşatan Mahmud Paşa, 8 Kasım günü teslim aldı. Bunu diğer Sırp kalelerinin teslim oluşları izledi. Böylece bütün Sırbistan Osmanlı topraklarına katılmış oldu.

Fatih, 1458 ve 1459'da Mora'ya iki sefer düzenledi. Patras, Mora yarımadasının anahtarı durumundaki Korint ve diğer şehirleri zaptederek buradaki despotluklara son verdi. Böylece Mora yarımadasının tamamı Osmanlı hâkimiyetine girmiş oldu. Buraya Anadolu'dan Türk göçmenler nakledildi.

Sultan Mehmed, 1461 yılında Karadeniz kıyısına inerek Cenova kolonisi Amasra'yı savaşsız teslim aldı. Bu önemli ticaret şehrini ele geçiren Fatih, daha sonra Sinop'a hareket etti. Mahmud Paşa'nın da denizden desteklediği harekât sonucunda Kastamonu ve Sinop alınarak İsfendiya-roğlu Beyliğine son verildi.

Hiçbir direnişle karşılaşmadan Amasra, Kastamonu ve Sinop'u ele geçiren Fatih, karadan Trabzon üzerine yürüdü. 300 gemiden oluşan Osmanlı donanması da Sinop'tan Trabzon'a hareket etti. Karadan ve denizden kuşatılan Rum Pontus İmparatoru David Komnenos, 26 Ekim 1461'de şehri teslim etti. Böylece 258 yıllık Trabzon-Rum İmparatorluğu tarihe karışırken, bütün Karadeniz bölgesi Osmanlı yönetimi altına girdi. Samsun, Bafra ve Niksar'dan getirilen Türkler Trabzon'a yerleştirilerek şehir Türkleştirildi.

Fatih 1462'de binlerce insanı işkencelerle öldürten Eflak Kralı Prens IV Vlad'ın üzerine yürüdü. Vlad'a Macarlar Drakul (şeytan), Ulahlar Cepel-puç (cellât), Osmanlılar da Kazıklı Voyvoda adını takmışlardı. 15 bin kişilik bir orduyu Eflâk'a gönderen padişah, donanmayla Karadeniz'i geçip Tuna üzerinden Vidin'e ulaştı. Fatih'e karşı duramayacağını anlayan Kazıklı Voyvoda Macaristan'a kaçtı. Eflâk'ı ele geçiren Fatih, yıllık vergisini ödemeyen Bosna Krallığı'na yürüdü. Çok sayıda kaleyle birlikte Yayçe'nin de fethedilmesiyle bu devlete son verdi. Böylece Bosna bir Osmanlı eyaleti haline geldi. Bosna'nın fethinden sonra Hersek Dukalığı da Osmanlı tabiliğini kabul etmek zorunda kaldı. O yılın sonbaharında Cenovalılar'dan Midilli adasını aldı. Midilli'nin fethi ile Kuzey Ege'deki Osmanlı hâkimiyeti daha da sağlamlaştırılmış oldu. Venedik bunu Ege'deki durumunu tehdit eden bir hareket olarak algıladı.

Macaristan ve Venedik, 1463 yılında Papa'nın da çabaları sonucu Osmanlılar'a karşı bir saldırı ve savunma ittifakı imzaladı. Kısa bir süre sonra Arnavutluk Beyi İskender de bu ittifaka katıldı. Müttefikler aynı yılın sonbaharında saldırıya geçtiler. Venedikliler Argos'u geri aldılar ve He-xamilion Kalesini tahkim ettiler. Mora'da birçok kale ve şehir isyan ederek Venediklilerle birleşti. Venedik donanması Çanakkale Boğazı yakınlarına geldi. Macar Kralı 16 Aralık 1463'te Yayçe'yi zaptetti.

Fatih, Mahmud Paşa'yı süratle Mora'ya gönderdi. Donanmayı takviye için Kadırga Limanı Tersanesi'ni yaptırdı ve İstanbul'u emniyete almak için Anadolu yakasında Kal'a-yı Sultaniye (Çanakkale), batı yakasında da Kilitbahir kalelerini yaptırtarak Çanakkale Boğazı'nı sağlamlaştırdı. Venedikliler iki kez Çanakkale Boğazı'nı geçmek istedilerse de top ateşi sonucu geri döndüler.

Mahmud Paşa 1464 yılında Mora'yı Venedikliler'den geri alırken, Fatih de Yayçe'yi kuşattı ancak kaleyi almadan geri döndü.

1466'da Konya'yı alarak Karamanoğlu hâkimiyetine de son veren Fatih, 13 yıldır veziriazam olan Mahmud Paşa'yı Kaptanıderyalığa, Rum Mehmed Paşa'yı da veziriazamlığa getirdi.

Padişah, barışı bozan İskender Bey'i cezalandırmak amacıyla 1466 ve 1467'de iki kez Arnavutluk seferine çıktı. İskender Bey, Leş şehrine kaçtı ve orada öldü.

Venedikliler 1467 yılında Ege Denizi'ndeki Osmanlı adalarına yeni bir saldırı daha başlattılar. Eğriboz'dan hareket eden Venedik donanması Lim-ni ve İmroz'u zaptettikten sonra Enez'e kadar gelerek buraları yağmaladı ve Eğriboz'a çekildi. Fatih, Yunanistan ve Mora'nın muhafazası için bu adanın alınmasına karar verdi. 1470'te donanma Ege'ye açılırken Fatih de karadan Yunanistan'a girdi. Eğriboz Venedikliler'den alındı. İstanbul'a dönen Padişah, 1471'in Ocak ayında Mehmediye (Fatih) Camii'ni ve külliyesini hizmete açtı.

Venedikliler Eğriboz adasının kaybından sonra yeni müttefikler aramaya başladılar. 1473 yılında Papalık, Napoli Krallığı, Rodos şövalyeleri ve Kıbrıs Krallığı'nın yanı sıra, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'la da anlaşmalar yaptılar.

Fatih 1473'te Mahmud Paşa'yı ikinci kez veziriazamlığa getirip, oğlu Cem Sultan'ı da İstanbul'da taht vekili olarak bıraktıktan sonra Doğu Anadolu'da İran ve Irak'a kadar toprakları egemenliği altında tutan Akkoyunlu Uzun Hasan'ın üzerine yürüdü. 11 Ağustos'ta Otlukbeli denilen yerde yapılan savaşı Fatih kazandı. Daha sonra bir anlaşma yapıldı. Bu tarihten sonra Akkoyunlular, Osmanlılar için bir tehlike olmaktan çıktı. Karaman bakiyeleri 1474'te Toroslar'a yapılan bir seferle temizlendi.

Fatih, İstanbul'a dönüşünde Mahmud Paşa'yı görevden aldı. Fatih Sultan Mehmed, Otlukbeli Savaşı'nı kazandıktan ve Venediklilerle bir yıllık barış yaptıktan sonra Kırım seferine çıkılmasını emretti. 1475'te 70 bin asker ve 300 gemiden oluşan bir donanma ile Karadeniz seferine çıkan Gedik Ahmed Paşa, Cenovalılar'dan Kefe ve Azak kolonilerini alırken Kırım Hanlığı da Osmanlı Devleti'ne bağlandı. Fatih, Mengli Giray'ı Kırım Hanlığı'na getirdi. Bu fetihler ile Karadeniz bir Türk gölü haline getirildi.

1476'da Boğdan seferine çıkan Fatih, Tuna ağızlarını ve Voyvoda IV. Stefan'ı yenerek Boğdan topraklarının büyük kısmını Osmanlı sınırlarına kattı. Boğdan seferinden dönen Fatih, 1478 yılında büyük bir ordu ile Arnavutluk seferine çıktı. Haziran ayında Kroya'nın ele geçirilmesinden sonra İşkodra kuşatıldı. Ardından İşkodra'ya yardım gönderen Gölbaşı, Dergos ve Leş şehirleri fethedildi. Fatih, kuşatmanın uzaması üzerine Evrenosoğlu Ahmed Bey komutasında 40 bin kişilik kuvveti burada bırakarak İstanbul'a döndü. Altı aylık kuşatma sonucunda Venedikliler kaleyi teslim etti. Böylece Arnavutluk'un fethi tamamlanmış oldu. Fatih, 1479 yılında Gedik Ahmed Paşa komutasındaki donanmayı Güney İtalya'ya gönderdi. Zenta, Kefalonya ve Ayamavra fethedildi. Mesih Paşa ise 23 Temmuz 1480'de Rodos adasını kuşattı ancak alamadı. Gedik Ahmet Paşa 11 Ağustos 1480'de Otranto'yu ele geçirdi. Osmanlılar'ın Güney İtalya sahillerine çıkması Avrupa'da paniğe sebep oldu. Papa, Haçlı seferi düzenlenmesi için çağrıda bulundu.

Memlûk Sultanı Kayıtbay'ın Kahire'ye gönderilen Osmanlı askerlerini öldürtmesi iki devlet arasında bir savaşı kaçınılmaz hale getirdi. Mısır'a bir sefer düzenlemeye karar veren Fatih, 1481 ilkbaharında orduyla İstanbul'dan ayrıldı. Maltepe'de aniden hastalanan Fatih, Gebze yakınlarındaki Tekir Çayırı'ndan daha ileriye gidemedi. 3 Mayıs 1481 Perşembe günü henüz 51 yaşında iken öldü.

Padişahın ölümünü gizleyen Veziriazam Karamani Mehmed Paşa, Amasya'daki Şehzade Bayezid'le, Konya'daki Cem'e haber göndererek İstanbul'a çağırdı.

Fatih'in ölümünün duyulması üzerine ayaklanan yeniçeriler İstanbul sokaklarına döküldü. Yahudi mahalleleri ile Venedik ve Floransalı tüccarlara ait mağazalar yağmalandı.

Cem'in İstanbul'a gelişi, Sinan Paşa tarafından engellendi ve 20 Mayıs 1481 'de İstanbul'a gelen Bayezid tahta çıktı.

Otuz yıllık saltanatında iki imparatorluğa, dört krallığa, altı prensliğe, beş dukalığa son veren Fatih'in ölüm haberi Roma'da duyulunca şenlikler düzenlendi, Avrupa kiliselerinde şükür ayinleri yapıldı.

Fatih, İstanbul'a getirilip camiinin yanındaki türbesine defnedildi.

Dünya hâkimiyetini amaç edinmiş kudretli bir asker ve geniş görüşlü bir kültür adamı olan Fatih, tarihteki imparatorluk kurucularının vasfını taşır. Hedefi, devletini her bakımdan dünyanın en üstün ve kudretli imparatorluğu haline getirmekti. Son derece atılgan, zeki, sert mizaçlı, zevk ve sefaya sırtını çevirmiş bir padişahtı. Osmanlığı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey olduğu gibi Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu da Fatih'tir. En büyük isteği İstanbul'u almaktı; bu emelini gerçekleştirerek 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğu'nu ortadan kaldırdı ve Ortaçağ'dan Yeniçağ'a geçişi sağladı.

Kul sistemine dayalı güçlü bir merkeziyetçi yönetim sistemi kuran Fatih, kendisini doğuda İslamiyetin, batıda Hıristiyanlığın tek ve meşru otoritesi görmüş, İstanbul'u cihanın payitahtı ve semavi dinlerin merkezi yapmayı hedeflemişti. Ortodoks Patrikliği'nin yanı sıra Ermeni Patrikliği'nin ve Yahudi Hahambaşılığının kurulmasına izin vermesi de bu düşüncesinin önemli adımlarıydı. Fatih, evrensel bir imparatorluğun kurulması için sadece askeri başarıların yetmeyeceğini çok iyi biliyor, ilim ve kültür üstünlüğünün de gerektiğine inanıyordu. İlim adamlarına hangi dinden olursa olsun değer verir, onları İstanbul'da toplamaya çalışırdı. Fetihten sonra İstanbul'da sekiz kiliseyi medrese haline getirdi; 1470'te Ayasofya Medresesi'ni açtı, kendi camisi etrafında ünlü Semaniye medreselerini yaptırdı. Kendisi medreseleri bizzat teftiş eder, dersleri dinler ve ödül verirdi. Sarayda, seferlerde, yolda, sünnet düğünü gibi toplantılarda ilmi tartışmalar yaptırırdı. Devrinin en büyük âlimleri Molla Hüsrev, Molla Gürani, Molla Yegân, Hızır Bey ve Hocazade Muslihuddin'dir. O dönemde yetişmiş seçkin ilim ve idare adamlarının çoğu bunların talebeleridir.

Fatih Sultan Mehmed, Türkçe, Rumca ve Slavca olmak üzere üç dil bilirdi. 'Avni" mahlasıyla şiirler de yazmıştır. Şiirlerinde Arapça ve Farsça tamlamalar yerine Türkçe ifadeler kullanmayı tercih etmiştir. Beyitlerinde ustalıkla yerleştirdiği zeka oyunları ve hayaller kadar belli kalıp ve fikirler de onun çağdaşları ile aynı klasik üslup içinde eser verdiğini gösterir. Şiirlerini ihtiva eden yegâne eser, İstanbul'da Millet Kütüphanesi'ndedir. Din felsefesi konularına da aşina olan Fatih Sultan Mehmed'in coğrafya, matematik, astronomi ilimlerine özel ilgisi vardı. Çeşitli bilimleri tahsil için kendisine hoca tayin ederdi. Bunlar her gün belli saatlerde gelip onunla ders yaparlardı. Hocazede Muslihuddin, Molla Gürani, Akşemseddin, Molla İlyas, Siraceddin Haleb, Molla Abdülkadir, Hasan Samsuni, Molla Hayreddin ve Ali Kuşçu hocalarındandır.

Fatih Sultah Mehmed, Rum soylularına mensup gençleri sarayına alarak yetiştirmiş, bunları daha sonra önemli görevlere getirmiştir. Rum Mehmed Paşa, Has Murad Paşa ve kardeşi Mesih Paşa bunların en tanınmışlarıdır.

İmar faaliyetlerine de büyük önem veren Fatih, İstanbul surlarının onarımını tamamlatmış, su yollan, çarşılar, bedestenler, bir cami ile çevresinde sekiz medrese, darüşşifa, ahır ve misafirhane ile çevresinde hamamdan oluşan Fatih Külliyesi'ni, Ebu Eyyub el-Ensari için türbe ve yanında bir cami, bugünkü Üniversite merkez binasının bulunduğu yerde bir saray (eski saray), Yedikule'de bir iç kale, Sarayburnu'nda büyük bir kale-saray (Topkapı) yaptırmıştır.

"Fatih Kanunnamesi", "Atik Kanunname", "Kanunname-i Al-i Osman" denilen ilk Osmanlı anayasasını hazırlatan Fatih'tir. İlk Osmanlı dinarı da 1478 yılında Fatih tarafından bastırılmıştır.

Fatih, yiğit, dindar, bilgin ve cömert bir padişahtı. Asil tavırlıydı. Yapılı ve güçlü bir bedeni vardı. Uzunca boyluydu. İnce yüzlü, koç burunlu, sarımsı pembe bir çehresi, uzunca bir çenesi, sivri sakalı ve ince, nazik dudakları vardı. Göğsü yassı, boynu uzun ve kuvvetli idi. Güçlü kasları vardı. Sarığı dedesi Çelebi Sultan Mehmed'inki gibi idi. Bu kıyafeti daha sonraki Padişahlara da örnek olmuştur.

Fatih'in oğullarından Mustafa kendisi hayattayken 1474'te ölmüştür. Ortanca oğlu Sultan II. Bayezid'dir. Cem Sultan 1495'te ölmüş, cenazesi Bursa'da Muradiye türbesine gömülmüştür.

 

2. Mehmet Dönemi Osmanlı Devleti
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 5299 kez okundu

08.10.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • aslihand
    29.01.2020

    benim dizi ile ilgili anlamadığım şey muhtemelen gerçek hayatta da doğru olan zırh kullanımı. dünyaya korku salmış böyle bir ordu neden haçlı ordusu askerleri gibi zırhlar kuşanmak yerine bu şekilde savaş meydanına giriyor? ayrıca osmanlı askerleri kılıç kullanımı konusunda bu kadar uzmanken sanki çok kötü savaşçılarmış gibi gösterilmişler

  • zoombi
    29.01.2020

    padişahın da savaşa bizzat katıldığını düşünürsek askerler açısından bu muazzam bir motivasyon bu. Hele ki bir de dini motivasyonları da düşünerek kırmızı elma rüyasının ve şehit olma isteğinin de peşinden gittiklerinde zaten gözleri hiçbir şeyden korkmaz bir hal alıyor. nitekim kuşatmanın son günü olan 29 mayıs 1453 tarihinde de savaşı kazanacaklarını düşündüren şey yine paranormal bir görüntü olmuş

  • kefer
    29.01.2020

    Savaşlar ne kadar büyük çılgınlıklar baktıkça aklım almıyor, hele o zamanlar öyle deplasmana giden takım taraftarı gibi otobüse doluşup yoldaki mola yerinde ihtiyaç gidermek gibi bir durum da yok. Askerinden cerrahına, aşçısından idarecisine yüz binlerce kişi yürüyerek yüzlerce kilometre yol gidiyorsun. gittiğin yere tuvaletler, sağlık merkezleri, yemek alanları vb kuruyorsun. bir de üzerine savaşıyorsun

  • altunbezel
    29.01.2020

    bence babası II. Murad genç yaşta tahta çıkarttığı Fatih'i geri indirip bir süre daha padişahlık görevine devam etmekle çok doğru bir karar almış. Hangi eğitimi alırsanız alın, 20 yaşından önce bu derece büyük kararlar alırken yeterince olgun olmanız insan doğası gereği mümkün değil. Fatih Sultan Mehmet de iç hesaplaşmaları konusunda yaşı ilerledikçe daha olgun birisi haline gelmiştir

  • murattdostist
    29.01.2020

    diziyi çekenlerin Türk olmadıklarını da hatırlatarak tarihsel referans olarak almak yerine sadece bir dizi olarak izlenmesini tavsiye ediyorum ben. diziyi dikkatli bir gözle izlerseniz bütün Türklerin çirkin, bütün bizanslıların ise birbirinden güzel ve yakışıklı oyunculardan seçildiğini görebilirsiniz. Türkler barbardır vurgusu da dibine kadar işlenmiş

  • blondy
    29.01.2020

    dizinin orijinal dilinin ingilizce olması bana çok yapay geldi. kendi aralarında ingilizce konuşan yeniçeri askerlerinin ondan sonra allah allah nidalarıyla saldırıya geçmeleri çok yavan olmuş. bu arada bu kadar büyük bir yapımda bu kadar az figüran olması da gözlerden kaçmıyor, aynı figüranların birden çok kez öldüğünü görmek çok kolay

  • atasude
    29.01.2020

    dizide Fatih Sultan Mehmet'in çocukluğundan itibaren travmaları ve hayatı da kesitler halinde ele alındığı için yaşadığı zorluklar ile kişiliğindeki iç hesaplaşmalar nispeten anlaşılır olmuş. bence Fatih'in bir dahi olması tartışılmamalıdır ama tarih sadece başarılı insanları olumlu yazdığı için eğer istanbul'un fethi başarısız olmuş olsaydı bambaşka bir tarih okuyor (ya da okuyamıyor) olacaktık

  • kaderim
    29.01.2020

    netflix'teki ottoman empire dizisinden çıkan sonuçlara göre hem dahi, hem de çok şanslı olan bir padişahtır. istanbul'ı fethetme mücadelesini son anda cenevizlilerin de yardımı sayesinde kıl payı kazanmıştır ve son yeniçeri saldırısı da başarısız olsa dahi yerine kaprisli bir kumandan olarak hatırlanacakmış. diziyi tarihçilerimiz yorumlasın ne kadar gerçek bilmiyorum ama anlatılan buydu

  • patiayak
    27.05.2016

    bir çağı kapatıp diğer çağı açmış ve İstanbul'u Osmanlı topraklarına kazandırmış padişahımızdır. bilgi yarışmalarında, iki farklı dönemde sultanlık yapmış ilk padişah olarak da bilinir

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz

İnternet sitemizdeki deneyiminizi iyileştirmek için çerezler kullanıyoruz. Bu siteye giriş yaparak çerez kullanımını kabul etmiş sayılıyorsunuz. Daha fazla bilgi.