İmhotep Mobilya
10.2.2016
5.00 / 1 oy

istanbul Surlar Bölgesi Gezi Rehberi

Surlar Bölgesinde Gezilmesi Gereken Yerler

Tarihi yarımadayı çepeçevre saran kara ve deniz surlarının en iyi durumda olan bölümü Marmara kıyısında Samatya'da başlıyor ve Topkapı, Edirnekapı bölgelerini geçerek Haliç kıyısında Ayvansaray'da son buluyor.

Bu bölge ancak araçla dolaşılabilir. En az yarım gün ayırmalı bu geziye.

Samatya Gezi Rehberi

Şimdiki adı Mustafapaşa olan Samatya, yüzyıl başına kadar Rum ve Ermeni yoğunluklu bir yerleşimdi. Tren istasyonunun hemen arkasında, balıkçılar, lokanta, meyhane ve kiliselerle çevrili küçük meydanı İkinci Bahar dizisiyle ünlenmiş. Develi Kebapçısı da burada. Meydan ve meydana açılan sokaklardaki lokantalar, balık ve kebap ağırlıklı. Son yıllarda da gerek servis kalitelerini, gerekse meze çeşitlerini iyileştirdiler.

Meydanın çevresindeki dar sokaklara girildiğinde çok sayıda Rum. Ermeni Kilisesi karşılayacak sizi. Surp Kevork (Sulu Manastır) Ermeni Kilisesi (eski Ermeni Patrikhanesi).Aya Yorgi Kiparissas kilisesi. Aya Nikola ve Analipsis kiliseleri hep burada. Hepsi de ibadete açık. Yedikule tarafına yürüyenler. St. John Studios Manastırı kalıntılarını görecekler.

Sur boyunca devam edildiğinde yol Yedikule Zindanlarına götürüyor.

Surp Kevork kilisesi (Sulu manastır) - Samatya meydanının yanında. Bazilika tipinde Ermeni kilisesi. Kilise yerinin Rumlardan alınıp Ermenilere verilmesi Sultan Deli İbrahim zamanında olmuş. Ermeni Patrikhanesi 1640'lara kadar Samatya'daydı, kilisesi de Surp Kevork idi.

Surp Kevork karşısındaki Abdi Çelebi Camii Mimar Sinan eserlerinden. (1534) Hemen arkadaki Ağa Hamamı ise. İstanbul'un en güzel çifte hamamlarından.

Servilerin Aya Yorgi'si Kilisesi (1830) Rum Ortodoks kilisesi de ibadete açık. Samatya ana caddesine bakan kilise, 1830'larda yapılmış.

Samatya'nın İkinci Bahar dizisiyle ünlenen küçük meydanındaki balıkçıların hemen arkasında, karşı karşıya iki kilise var. Aya Nikola ve Analipsis Kiliseleri. Analipsis daha iyi durumda. Oldukça yüksek duvarla çevrelenmiş. Gümüş kaplamalı Analipsis ikonası görülmeye değer. Avlusunda ayazması da var. Cadde üzerinde ve Yedikule'ye giderken sağda Krmeni Katolik Kilesesi (Anarad Hığatyunl görülüyor. Katolik Ermeni cemaatine verilen kilise. Cemaati yok denecek kadar az. Ana caddeden Yedikule'ye giderken solda, önünde büyük ve işlemeli Çan kulesi olan ve büyük yeni binası bulunan kilise. Ayia Konstantinos Kilisesi. Çan kulesindeki plakette Abdülhamit'in adı yazılı. İstanbul müttefik işgali altında olduğu yıllarda İngiliz yardımıyla yapılmış.

St Stoudios Manastırı Gezi Rehberi

Samatya'dan Yedikule'ye yol üzerinde İstanbul'un en eski kiliselerinden St Stoudios Manastırı kalıntıları. Sadece dış duvarları kalmış kilise. 463 yılında Roma Patriği Studios tarafından yaptırılmış. Kilise, önemli bir dinsel merkezdi ve İmparator her 24 Ağustos'ta bu kiliseyi /işaret ederdi. Latin işgalinde yakılıp dikildi ama sonra yeniden onarıldı. Dönemin gezginleri kilisenin süslemelerinden hayranlıkla söz ediyorlar. Kilise 15. yüzyılda camiye (İmrahor Camii) çevrildi. 1894 depreminde de büyük ölçüde yıkıldı. Ayasofya Müzesi Müdürlüğünün özel izniyle gezilebilen bazilika kilisesinin özgün sütun ve sütun başlıklarıyla, tabandaki mozaikler bugün de ilgi çekiyor.

Manastırın biraz ilerisinde Aya Konstantin ve Aya Eleni kiliseleri. Karaman kiliseleri olarak biliniyor. Aya Eleni'nin yapımı 1560'lı yıllara gidiyor.

Samatya'nın eski Rum meyhanesi Safa Lokantası da kilise ile Yedikule arasındaki cadde üzerinde.

Yedikule Kalesi: Bizans'ın yedi kulesinin birleştirilip muhkem hale getirilmesiyle oluşturulmuş bir Osmanlı kalesi. Osmanlı hükümdarı Genç Osman yeniçeri ayaklanmasıyla tahttan indirildiğinde bu kaleye kapatılmış ve kellesi vurulmuş. Kaleyi gezenler, uzun süte zindan olarak kullanılan yapının, kelle vurulan infaz bölümünü de görecekler. Kale bugün müze olarak ziyaret edilebiliyor. Yüksek burçlarında dolaşmak ilgi çekici olabilir. Kale zaman zaman konser organizasyonlarına tahsis ediliyor.

Kariye Müzesi: Topkapı'yı geçip Edirnekapı'ya ulaşıldığında Kariye Müzesi nin bulunduğu meydana çıkılacak. Turing katkısıyla düzenlenmiş bu şirin meydan özellikle yaz aylarında turist kafileleriyle oldukça kalabalıklaşıyor. Çınar ağaçlarının altına atılan masalarıyla çay bahçelerinden birinde soluklanabilirsiniz. Tarihi bina 11. yüzyıl Bizans Kilisesi. Adı "kırda" anlamında Khora. Sur dışında kaldığı için kırda sayılmış. Bizans fresklerinin en güzelleri kilisenin duvarlarını süslemiş. Cumhuriyet döneminde müzeye dönüştürülmüş ve ziyarete açılmış.

Müze'nin yanında İstanbul'un en iyi Osmanlı mutfağı lokantalarından Kariye Lokantası olduğunu hatırlatalım.

Tekfur Sarayı: Haliç yönüne dar sokaklardan, solda 3 katlı Toktur Sarayı görülecek. Çatısı çökmüş yapı. Bizans döneminin ünlü Blakhema Sarayının bir bolümü. Osmanlılar sarayı uzun süre fil ahırı, bir dönem de çini imalathanesi olarak kullanmışlar.

Tekfur Sarayı

Fethiye Camisi: Kariye Müzesi'nin doğusunda. Dranun ve Fethive caddeleri boyunca ilerlendiğinde Fethiye Camisi'ne çıkılır. Fethiye Camisi daha önceleri Theotokos Pammakaristos kilisesiydi. Fatih'in burayı sıkça ziyaret ettiği biliniyor. Fetihten sonra kadın manastırı olarak kullanılmış, 1455 yılında buraya taşınan Patrikhane 1586'ya kadar kalmış, 3. Murat döneminde de( 1574-1595) camiye dönüştürülmüş. Kuzey kilise günümüzde de cami. ancak ek kilise Fethiye Müzesi olarak Ayasofya Müzesi'nin özel izniyle ziyaret edilebiliyor. Müze binasının duvarları 14. yüzyıl Bizans mozaikleriyle süslü.

Hirami Ahmet Paşa Cami: Fethiye Caddesi üzerindeki Koltukçu Sokak'taki Hirami Ahmet

Paşa Cami, bir sonraki ziyaret noktamız. İstanbul'un Bizans döneminden kalan kiliselerinden Hagios İoannes en te Trullo Kilisesi. 1588'de camiye çevrilmiş.

Caminin karşısındaki Eğrikapı veya Savaklar Kubbesi olarak bilinen yapı Kanuni Dönemi eseri.

Murat Molla Kütüphanesi: Fethiye Camii'nin biraz aşağısında, aynı adı taşıyan sokak üzerinde bulunan kütüphane, biri küçük iki binadan oluşan Murat Molla Külliyesi'nin bir parçası. Restorasyonu geçtiğimiz yıl tamamlanan kütüphane. Rumeli Kazaskeri Damadzade Murat Molle Efendi tarafından 1769'da inşa ettirilmiş. 4 bini el yazması 9 bin kitap bulunuyor.

istanbul Surlar Bölgesi Gezi Rehberi
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 907 kez okundu

10.2.2016 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • sylvia
    sylvia
    12.6.2017

    Aman tek basiniza surlari gezmeyin su gunlerde tenha vakitlerde biraz tehlikeli.

  • jesika
    jesika
    23.9.2016

    İstanbul'da adını daha önce hiç duymadığım saraylar varmış çok enteresan, ama bir tur rehberinin de mekanın tarihi önemine hakim olması ve severek anlatması lazım gezerken

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz