10.6.2016
5.00 / 1 oy

işletmeler için Başarının Sırları

Sürdürülebilir Yenilik Nasıl Mümkün Olur?

Günümüzde artık pek çok katma değeri yüksek yeni ürün benzer teknolojik altyapıya sahip olduğu gibi oldukça eşdeğer tesislerde birbirine çok yakın yan sanayi ürünleri kullanılarak bir araya getirilmektedir. Bu ürünleri birbirinden farklı ve satılır kılan özelliklerin başında ise işçilik, malzeme ve tasarım özellikleri sıralanabilir. Bu faktörlerin her şeyden önce markanın oluşumunu etkilediği açıktır. Sürdürülebilir başarının anahtarı bütünün tamamlanması ile mümkün olabilir mi?

başarının anahtarı

Küresel pazarlarda ürünleri geçerli kılan özellikler ise; markanın değeri, bilinirliği, güvenilirliği kadar, markayı marka yapan önceden "tanımlanmış" ve sürdürülebilir çizgisi, hitap ettiği tüketici kitleye yönelik açılımı, inovasyon beceri düzeyi ve satış sonrası hizmetleri olarak sıralanabilir. Görüldüğü gibi, küresel pazarlar için katma değeri yüksek ürün geliştirmek ve doğru pazarlarda ürünlerin karşılığını bulmanın sırrı, giderek daha fazla ihtisaslaşmayı ve felsefede tutarlılığı ama mutlaka "sürekliliği ve sürdürülebilirliği" zorunlu kılmaktadır.

Ülkeler için, ne pahasına olursa olsun ürünü üretmenin, üst düzeyde üretkenliğin tek başına bir amaç olarak geçerli olduğu o tatlı "mirasyedi" veya "bizden sonra tufan" dönemleri sona ermiştir. Kaynakların nasıl kullanıldığı ile başlayan, kullanım dışı kalan ürünün ne olacağına kadar tüm süreçleri ve bütün bu süreçlerde doğa ile etkileşimi her boyutta sorgulayan, giderek yükselen bir tüketici bilincine karşı çözüm geliştirme sorumluluğunu oyunun her aşamasında algılayarak hızla çözüm üretilmesi gereken bir bütünsel süreçten bahsetmekte olduğumuzun altını çizmek isterim.

Son 30 yıl içerisinde başta ABD olmak üzere İngiltere, Fransa, Almanya ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerin yanı sıra yeni sanayileşmekte olan ülkelerde 4.000'in üzerinde kurulan teknoparklar, bilimsel bilginin teknolojinin hizmetine sunulması, üniversite-sanayi işbirliğinin yapılabilmesi amacıyla faaliyet göstermeye devam etmektedirler.

Teknoparkların özellikle Avrupa ülkelerinde ortaya çıkması ise 1980'li yıllarda gerçekleşmiştir. Artık neyin kimin için, nerede, ne kadar ve nasıl üretileceği kadar, hedeflenen ürünün rekabetçi ve yenilikçi özellikleri, doğal çevre ile kurduğu denge, etkileşim ve tüketiciye verdiği mesaj ve güven, hedeflenen küresel geçerlilik boyutunda yaşamsal önemler arz etmektedir. Sonuçta artık bütünsel bir süreçten bahsetmekte olduğumuz ve bu çalışmaların ise artık donanımlı bir takım oyununu fazlasıyla çağrıştırdığı gerçeği de kanımca çok açıktır.

1950'li yıllarda yarı iletkenlerin yükselmeye başlamasıyla temelleri atılan Silikon Vadisi, dünyanın modern anlamda ilk teknoloji kümelenmesidir. Ülkemiz birçok alanda olduğu gibi teknoloji parkları geliştirme yarışına da geç girmiştir. Yaklaşık 50 yıllık bir aradan sonra nihayet Türkiye 2001 yılında Teknoloji Geliştirme Bölgeleri ihdas ederek, bu bölgelerde teknoloji geliştirmek isteyenleri bir araya getirmiş, etkileşim kurdurarak ve imkânlar sağlayarak teknoloji geliştireceğine inanmıştır. Geçen 10 yılda üniversite ile sanayi arasında köprü olacağı ümit edilen ülkemizdeki teknoloji parkları, henüz istenen büyüklük ve fonksiyonelliğe kavuşabilmiş değildir. Aslına bakılırsa "teknopark" veya "teknokent" olarak adlandırılan bu yapı henüz ilk aşamasını geçmek için çalışmaktadır.

Türkiye'deki Teknoparklar

Türkiye'de kurulan teknopark sayısı 2013 sonunda 45’e ulaşmış bulunmaktadır. Bunların pek çoğu henüz çekirdek niteliğindedir. En gelişmiş olan ise ODTÜ'de kurulan, 250 üzerindeki firmanın yer aldığı ODTÜ Teknokent'tir. Ülkemizde kurulu teknoparkların ekonomiye etkisinden ve başarısından bahsetmek ve için oldukça erkendir. Bu organizasyonlarda üretken ağ yapıların oluşumu uzun zamanlar almaktadır. Bu süre ortalama 20 yıl kadar olabilmektedir. Sektörlere göre dağılım; 2011'de hâlâ Türkiye'deki teknokentlerde açık ara üstlük yazılım ve bilişim (BİT-bilişim teknolojileri) alanında çalışan firmaların elindedir. Türkiye'de toplam 45 teknoparkta 1.698 firma, 14.308 araştırmacı personel yer almaktadır. Firma başına ortalama personel sayısı 8,42'dir. Firmaların %57'sinin yazılım sektöründe hizmet üretmekte olduğu görüyoruz. BİT sektörünü, elektronik ve savunma sanayi konusunda çalışan firmaların izlediği görülmektedir.

Dünyada BİT alanında ise 1951 yılında Kaliforniya'da Stanford Üniversitesi öncülüğünde kurulan Silikon Vadisi, 3 bin 840 km kare bir alanda kurulmuş olup bölge genelinde 2 milyonun üstünde kişi yaşamaktadır. Bu nitelikli insan gücünün 1 milyon 184 bini 74 bin 302 dolarlık bir ortalama yıllık gelirle vadide çalışmakta. Bölgede yapılan çalışmaların yıllık 400 milyar dolarlara ulaşması, Vadinin değerini daha iyi açıklıyor. Faaliyet gösteren firmalar tarafından alınan 4.500'u aşkın patentin tüm Amerika'da alınan patentlerin yüzde 11'ini teşkil etmesi, bu bölgedeki yoğun entelektüel sermayenin ne kadar güçlü olduğunun bir göstergesi olarak ortaya çıkmaktadır. Salt teknoloji geliştirmenin bile artık tek başına yeterli olmadığı bir süreçten ve yakın gelecekten bahsediyoruz. Çünkü laboratuvarlarda, Ar-Ge merkezlerinde veya teknokentlerde geliştirilen buluşlar, icatlar ve benzeri yenilikler, hızla ürünleşmeden, sokaktaki insanın yaşamındaki yerini almadan katma değer yaratamamakta; bu çalışmaların hiçbir anlamı ve getirişi kalmamaktadır. Artık her teknolojik gelişme ancak hızla katma değeri yüksek bir ürüne dönüştüğü noktadan itibaren önce hak sahiplerine, sonra bölgesine ve ülkesine yarar sağlamaktadır. Michael Porter, ABD'nin inovasyon anlamında sahip olduğu rekabetçi gücün bölgesel ve yerel inovasyon sistemlerine, bir bakıma endüstri küme yapılarına (cluster) bağlı olduğunu bize göstermiş, önerilen bölgesel yapının özellikle yeni ekonomi diye de anılan biyoteknoloji, bilişim teknolojileri ve Massachusetts ve Kaliforniya gibi eyaletler için geçerli olduğunun altını çizmiştir.

Yeni binyılın (milenyum) başında, gelişmiş ekonomilerin kendilerine rekabet avantajı kazandırabilmek için bölgesel inovasyon ve kümeleme stratejilerini geliştirmeye emek verdiklerini görüyoruz. Bu yaklaşımın en iyi örneklerinden biri 1995 yılında Almanya'da gerçekleştirilen BioRegio adı verilen projedir. Bu biyoteknoloji sektörünün rekabetçi yapıya kavuşabilmesi ve bölgesel biyoteknoloji kümelerinin yapılanması için yerel ölçekte fon kaynaklarına ulaşım bu proje ile yaşama geçirilmiştir. İngiltere'de de 1998 yılından beri hükümetlerin bilgi güdümlü ekonomik yapı içinde sanayi politikası için bölgesel kalkınma önemsenmiş, bölgesel küme geliştirme stratejileri aracılığıyla inovasyon özendirilmiştir.

Bölgesel inovasyon sistemlerine ilişkin olarak dünyada birkaç örneğe değinmek yerinde olacaktır. Örneğin İspanya Galiçya'da moda endüstrisine yoğunlaşan bölgede, öncelikle Zara, Mango gibi markalarla tasarım, üretim ve pazarlama fonksiyonlarını bütünleştirmeyi başardıkları için 10 yıl önce 19.000 kişilik istihdam kapasitesinden 2003 yılında 33 bin kişilik istihdama ulaşılmıştır.

işletmeler için Başarının Sırları
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 736 kez okundu

10.6.2016 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • elanvital
    elanvital
    17.6.2018

    insanın doğasında en az efor ile kazancını koruyabilme güdüsü var, bu yüzden dediğiniz doğrudur, eğer çalışanlarınıza sabit ve güvenli bir maaş standardı sunuyorsanız gittikçe düşen bir performans grafiği göreceksiniz demektir

  • ada86
    ada86
    17.6.2018

    hiç bir çalışan o işletmenin sahibi kadar çok çalışamaz, bu yüzden başında durmayacağınız iş fikirleri varsa en başından uzak durmanızda fayda var, sonunda boşu boşuna paranızı ve zamanınızı kaybedersiniz

  • miyade09
    miyade09
    25.4.2018

    kendi ürettiğin ürünün tüketicisi olmayan firmalar ya da işletmeciler, ürünlerinin eksikliklerini farkedemezler. Kulaktan dolma bilgiler ile değil ama en kötüsü objektif anketler ile ürün geliştirme konusuna ağırlık verilmesi şart

  • küpü
    küpü
    20.4.2018

    Tüketiciler büyük farkları anlamaz ama ince detaylar ile mutlu olurlar, örneğin ayakkabı satan bir işletmeyseniz, ayakkabının yanında vereceğiniz farklı renkli bir yedek bağcık ile mutlu bir müşteri kitlesi oluşturabilirsiniz. Eğer ayakkabıya ilişkin diğer unsurlar da (tasarımı, dayanıklılığı gibi) kolaya ya da ucuza kaçmadan hazırlandıysa tebrik ederiz, artık sizi kolay kolay bırakmayacak bir müşteri kitleniz var, üstelik sizin reklamınızı sizden bile çok yapacaklar ve bundan mutluluk duyacaklar, buna da reklam sektöründe lovemark adı verilmektedir

  • menekşe
    menekşe
    20.4.2018

    gelişmeleri takip etmek yeterli değildir, bir sonraki adımı ileriye doğru rakiplerden daha önce atmış olmak ve bunun için de risk almak ve yatırım yapmış olmak gereklidir, Vergiden kısmaya çalışan esnaf zihniyeti ile değil satranç oyuncusu gibi 3 hamle sonrasını düşünmek şarttır

  • zeffina
    zeffina
    11.1.2018

    Öncelikle kurumsal yapiyi sağlamaları gerekmekte. Sonrasında ise müşteri odaklı olmaları onları başarıya götürecektir.

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz