27.6.2016
5.00 / 1 oy

iPhone Gerçekleri

iPhone Hakkında Bilinmesi Gerekenler

Endeksin ilk sıralarında yer alan üretici ülkelerin ucuz hammadde, ucuz işçilik ve yüksek kapasiteli üretim imkânlarını kullanarak geldikleri bu pozisyonlarını, doğal olarak küresel rekabet çizgisinde etken markalan oluşturmadıkları sürece korumakta zorlanacakları düşünüldüğünde, Türkiye'nin gelecek stratejisi netleşiyor. Türkiye'nin ağırlıkla AB'ye fason üretim yaparak başladığı ihracat açılımı, küresel pazardaki rekabetin gerekliliklerine uygun olarak katma değeri yüksek bir üretime, ürün çizgisine taşınması ve daha fazla sayıda Türk markasının perakende pazarında etkin oyuncu olması gerekliliğini ortaya çıkıyor.

Diğer bir ayrıntı da, Türk firmalarının giderek zenginleşen Uzakdoğudaki dev pazarda etkin oyuncu olmak amacıyla üretim ve ürün pazarlamak için bölgeye yönelmeleri. Özellikle tekstil endüstrisinin önemli markaları, Çin'de perakende hazır giyimine yönelik yatırım yaparak ilk adımları atmış bulunuyor. Burada öncelikle hedef, milyarlık Çin pazarı ve indirim dönemlerinde oluşan bölgesel ve yerel ihtiyaçları karşılamaya yönelik altyapıyı oluşturmak. Tıpkı küresel markaların indirim döneminde Türkiye'de üretip kendi satış ağlarında tükettikleri fason üretimler gibi, Türkiye de, Çin'de ürettiği, ürettirdiği tekstil ürünlerini öncelikle iç pazarda tüketerek rekabet avantajlarını akılcı bir şekilde kullanmaya başladı.

Uzakdoğu bandının seri üretim yetenekleri incelendiğinde, rekabetin ana unsuru olan maliyet fiyatı üzerinde de markalara seçenekler sunma becerilerinin geliştiği görülmekte. Uzakdoğu'da aynı malın farklı kalitedeki üretim ve ürün seçenekleri ile rekabet edebildikleri görülüyor. Bu noktada bölge üreticilerinin giderek gelişen kopyalama becerileri, ürünlerin tıpkı benzerlik düzeyi üzerinden farklı alıcı grupları tarafından talep edilebilecek alt, orta grup ucuz mallara dönüşmesini kolaylaştırırken, benzerlik düzeylerindeki farklar ve üretici kaynakların önlemez çeşitliliği orijinal ürünler üzerindeki FMH mevzuatını da bu bölgede uygulanamaz hale getirmekte.

iphone

Teknolojik ürün konusunda aldıkları mesafe, gelişmiş ülkelerin küresel markaları ile neredeyse rekabet edebilecek düzeye ulaşmış bulunuyor. Katma değeri yüksek ürünlerde bölge üreticilerinin giderek eşdeğer, benzer ve tıpkı benzer mallar üreterek Asya ve 3. Dünya ülke pazarlarında fiyat avantajlarını da kullanarak önemli aşamalar kaydettiklerini görüyoruz. Özellikle, üretim menşei takibinin daha karmaşık olduğu ara mamul ürün ve mallar gruplarında kopya ürün satışının kolaylığı, bölge üreticileri için önemli bir avantaja dönüşmüş durumda.

Büyük hacimli üretimleri kapsayan yan sanayi mallarında üretim büyüklüğünü fiyat ve zaman olarak karşılama potansiyeli ile rekabet edemeyen Batılı üreticiler için bölgenin giderek tröstleşmesi, gelecek için önemli bir soruna dönüşmüş bulunuyor.

Ara mamul, hammadde, yedek parça ve ucuz makine üretiminde gelişen bölgenin tek önemli eksiği "katma değeri yüksek bitmiş yenilikçi ürün geliştirme" konusundaki yetersizliği düzeyinde ortaya çıkıyor. Özellikle Batı kültüründe 2. en yüksek katma değerli ürün grubu kabul edilen "tasarlanmış" ürün, moda ve trend mallan üretme konusunda Uzakdoğu bölgesi çoklu endüstriyel kopyalamacı kimliğinden bir türlü sıyrılamıyor.

Çin genelinde 9 bin dolayında devlet araştırma enstitüsü bulunuyor. Buna ek olarak 14 bin dolayında da bağımsız araştırma ve geliştirme merkezi olmasına rağmen, inovasyo-nun temel itici güçleri olan bilim, teknoloji ve tasarım konularında hâlâ alacakları önemli mesafeler olduğu görülüyor. Yenilikçi ürün geliştirmede bilimsel ve teknolojik sorunların çözümü kolaylaştıran Ar-Ge çalışmalarında ve buluşu sokaktaki insanın alacağı ürüne dönüştüren "tasarım" alanlarında da etkin oyuncu değiller.

Her ne kadar ileri teknoloji içeren hizmet ve mallarda önemli ara mamul üreticisi olsalar da tüketici toplumlar gözünde, üretici ülke kimliğine duyulan güven seviyeleri hâlâ oldukça düşük gözüküyor. Satış ciroları ile pek çok büyük küresel markadan daha büyük cirolu yerel üreticiler ve tedarikçiler olmalarına rağmen marka yaratmak konusunda zorlandıkları ortada. Güney Kore'yi bundan ayrı tutarak, bitmiş dayanıklı ürün grupları üretiminde, başta Çin in de dahil olduğu bölge ülkeleri, kendi küresel markalarını henüz ortaya koyamadıkları için bu güven duygusunun yakın dönemde artırılması da zor gözüküyor.

Makine üretimi, mobilya üretimi ve otomotiv sektöründe bile, hâlâ ağırlıkla yan sanayi, aksesuvar ve trim gruplarında ihtisaslaştıkları, bütün bu birikime rağmen bitmiş ürün söz konusu olduğunda; bölgenin son ürünlerinin hep orta ve alt segment alıcıların ilgi alanına girmesi alınacak mesafeler olduğunu gösteriyor.

Sonuç olarak Uzakdoğu bandı, hâlâ üretim bandının en büyük ara mamul tedarikçisi veya üreticisi ve yeri geldiğinde üretim bandının kendisi olarak stratejik değerlerini sürdürüyor. Gelecekte aslında ne üretileceği, yarın insan yaşamını değiştirecek yüksek katma değerli ürünlerin ne olacağı konusunun belirlenmesinde aktif oyuncu değiller.

Kullanılan malzemelerin sağlığa uyumu, çevre kirliliği ve karbon salınımı, temiz enerji kullanımı ve sürdürülebilirlik konularında ise duyarlılık ve yaptırım düzeyleri ile küresel tüketicinin yükselen hassasiyetine karşılık vermeleri oldukça zor gözüküyor. Bu konularda ciddi mesafeler almalarının gerekliliği kaçınılmaz bir nokta olarak ortada duruyor.

Yukarıda altını ısrarla çizdiğimiz konular Uzakdoğu bandının güçlü ve zayıf yanlarındaki kalın çizgiler olarak önümüzde duruyor. Rekabetin ve işbirliğinin kodları olarak çözümlendiğinde önümüze önemli seçenekler geliyor.

1. İş birliktelikleri: Ülkemizin gelişen ekonomik büyümesine paralel gelişen yeni sanayi bölgelerinde, alanında gelişmiş üretim becerisine sahip bölgesel üreticiler ile işbirliği modelleri yapılabilir. Örneğin Türk-Çin, Kore-Türkiye birleşik organize sanayi bölgeleri kurulabilir. Güncel üretim teknolojilerinin bölgeye gelmesi ile AB pazarına yönelik ortak ürünler geliştirilebilir. Yatırımlar, taşıma ve lojistik maliyetlerinin düşürülmesini sağlayacağı için önemli bir rekabet avantajı olarak geri dönecektir. Bu uygulamalar her iki bölgede tekrarlanabileceği gibi, ikinci adımda gelişmekte olan ülkelerde de ortak üretimler planlanabilir.

2. Tasarım ve ürün geliştirme konusunda bölgedeki önemli oyuncular ile işbirliği modelleri geliştirilebilir. Halihazırda farklı alanlardaki Türk firmaları kendi ürünlerini Çin de üretmekte. Cam, tekstil ve mobilya üreticilerinin bölgede giderek gelişen yatırımları ve çeşitlenen ürün gamları olduğunu görüyoruz. Tasarım konusunda, ülkemizin son yıllarda aldığı küresel mesafeleri göz önüne aldığımızda, ülkemizin önüne geçen bu birikim ve başarıların, "entelektüel birikimin" Uzakdoğu bandında önemli katma değerlere dönüşme şansı olduğu görülmekte.

3. Yüksek katma değerli ürün geliştirmek için Çin sermayesi ile Ar-Ge işbirliği modelleri geliştirilebilir, özellikle Türk üniversitelerinin de paydaş olarak yer aldığı süreç Ar-Ge ve sistematik Ar-Ge konularında ortak çalışmalar yapılabilir.

iPhone Gerçekleri
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 812 kez okundu

27.6.2016 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • papatya01
    papatya01
    13.6.2018

    kim ne derse desin kaliteli ürünleri vardır ayrıca insanı psikolojik olarak bile rahatlatması yeterlidir. sebepsiz bir özgüven geliverir kişiye.

  • yagmurhuzun
    yagmurhuzun
    3.11.2017

    yapılan çalışmalarda gelişmekte olan ülkelerde iphone çılgınlığının daha fazla olduğu görülmüştür. yani bu demek oluyor ki insanlar gösterişe daha meraklı.

  • mimoza2727
    mimoza2727
    2.1.2017

    iphone kesinlikle bir pazarlama mucizesi. donanımsal bir üstünlüğü olmasa da yazılımsal olarak rakiplerine nazaran daha başarılı olduğu bir gerçek ama

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz