İmhotep Mobilya
5.5.2013
4.55 / 11 oy

Çok Uluslu İşletmelerde İşletme Sermayesi Yönetimi

Çok Uluslu İşletmelerde Nakit Yönetimi

Ulusal ve uluslar arası boyutta faaliyet gösteren firmaların nakit yönetimleri arasında döviz kuru hareketlerinin, muhtemel döviz kontrollerinin, vergi uygulamalarının ve bloke edilen fonların ortaya çıkardığı özel durumlarda farklılıklar ortaya çıkmaktadır.

Kaynaklarının hızlı ve etkili bir şekilde kontrol edilebilir hale getirilmesi, uluslar arası nakit yönetiminde birincil amaçtır.

Dünya genelinde fonların en uygun şekilde muhafazasının ve kullanımının sağlanması ise ikincil amaçtır.

Nakit yönetiminde hedeflenen bu amaçlara ulaşabilmek için bütün şubelerde nakit miktarını minimize edecek, ihtiyaç duyulan nakdi zamanında ilgili şubeye transfer edecek ve ihtiyaç fazlası fonların uygun yatırım alanlarında degerlendirilmesini sağlayacak bir sistem geliştirilmelidir.

Uluslarası Nakit Yönetimi

-Nakit yönetim organizasyonu

-Nakit girişlerinin hızlandırılması

-Bilgi işlem teknolojisinin nakit yönetimine etkisi

-Uluslarası nakit yönetiminde netleştirme sistemi

-Merkezi nakit yönetimi

-Çok uluslu nakit hareketliliği

-Fon fazlalıklarının degerlendirilmesi

-Bloke edilen fonların yönetimi

Nakit Yönetim Organizasyonu

Çok uluslu işletmelerin nakit yönetimindeki etkinliğini artırmak amacıyla, grup içerisindeki nakit akışını planlayan, yönlendiren ve uygulayan, bankacılık fonksiyonlarının büyük bir bölümünü bünyesinde toplayan merkezileşmiş nakit yönetim organizasyonu oluşturulur. Böylece, nakit tahsilatı hızlandırılmakta, merkez ve şube arasındaki fon transfer maliyeti azaltılmaktadır.

Nakit Girişlerinin Hızlandırılması

Çok uluslu işletmeler için sınır ötesindeki fonların kısa sürede tahsil edilmesi nakit yönetimi açısından büyük bir öneme sahiptir. Gerek ihracattan doğan alacakların tahsilinde, gerekse diğer ülkelerdeki şubelerden olan alacakların tahsilinde geç kalınması işletmeyi finansal açıdan sıkıntıya sokabilmektedir.

Bilgi İşlem Teknolojisinin Nakit Yönetimine Etkisi

Bankaların sahip olduğu iletişim ağı vasıtasıyla fon transferleri çok kısa sürede gerçekleşmektedir. Bu durum nakit yönetimiyle ilgilenen yöneticilerin, şirketin nakit portföyünü yönetmeye yardımcı olması konusunda bilgisayarlara ve dünya çapındaki telekomünikasyon ağına giderek daha çok güvenmesine yardımcı olmaktadır. Günümüzde çok uluslu firmaların çoğu, bu sebeple elektronik bankacılık ağına sahip olmayan bankalarla çalışmamaktadır.

Günümüzde bilgisayar teknolojisinin ürünleri olan nakit izleme paket programları, şirketin dünya çapındaki nakit pozisyonunu gerçek zamanlı olarak izleme olanağı sağlaması ile çok uluslu işletmelerin nakit yönetimine yeni bir boyut kazandırmaktadır. Böylece fonların dünya genelinde aktif olması sağlanarak, fazla nakitli birimlerden, fon eksiği olan birimlere transfer gerçekleşebilmekte ve bankalardan borçlanmanın önüne geçilmektedir.

Uluslararası Nakit Yönetiminde Netleştirme Sistemi

Netleştirme sistemi, karşılıklı borç ve alacakların netleştirilmesi esasına dayanmaktadır. Farklı para birimleri üzerinden yapılmış ticari işlemler ortak bir para birimi ile ifade edilmektedir.

Netleştirme sisteminde , takas gününde her üyenin net ödeme yükümlülüğünü veya alacaklı pozisyonunu tespit etmek için alacakların matrisi kullanılır. Grup içi borç ve alacakların mahsuplaştırılarak fon transferini gerektirecek miktar azaltılır ve netleştirme sonrasında ortaya çıkan bakiyelerin değiş tokuşu yapılır.

Netleştirme Sisteminin Faydaları

-Şubeler arası fon transfer işlemlerinin azalması nedeniyle transfer ücretlerinde tasarruf sağlanması

-Fon transfer sayısının azalmasının şubelerin döviz ihtiyacını ve döviz alım satımından doğan maliyetleri azaltması

-Şubeler arası bilgilerin daha sıkı kontrolünü sağlamakta ve nakit yönetiminin etkinliğini artırmaktadır.

Merkezi Nakit Yönetimi

Merkezi nakit yönetimi, genel olarak şubelerin işletme ihtiyaçlarından fazla olan nakitlerinin merkezi yönetim hesabına veya para havuzuna transferini ifade eder. Bir para birimine dayalı olabileceği gibi birden çok para birimine de bağlı oluşturulabilir.

Çok Uluslu Nakit Hareketliliği

Çok uluslu nakit hareketliliği mevcut ve yakın gelecekteki nakit pozisyonlarını izlemek suretiyle fonların en uygun kullanımını sağlamayı amaçlayan bir sistemdir.

Bu rapor günün geçmiş rakamlarıyla birlikte haftanın diğer çalışma günlerine ait tahminleri de içermektedir. Her şube için bir bütün olarak nakit durumu, ihtiyaç duyulan minimum nakit düzeyi, nakit fazlalıkları ya da açıkları gösterilmiştir. Elde edilen bu bilgiler, herhangi bir açığın nasıl kapatılacağına ve geçici fazla fonlarla nerede yatırım yapılacağına karar verilmesinde kullanılabilir. Vadesi gelmiş borçların ve yatırımların veya merkez havuzdan fonların ne zaman transfer edileceğinin belirlenmesine yardım edebilir.

Fon Fazlalıklarının Değerlendirilmesi

Şubeler genellikle fonlarını değeri yükseleceğini tahmin ettikleri para birimi cinsinden tutmaktadırlar. Şubelerin faaliyet gösterdiği ülkelerde politik risk bulunuyorsa, fonlar merkez ülkeye veya politik riskin olmadığı ülkeye transfer edilerek değerlendirilmektedir. Sermayenin yurtdışına çıkarılmasının yerel otoritenin  izine bağlı olması veya çeşitli şekillerde yurtdışına çıkışın zorlaştırıldığı durumlarda, fon fazlalıkları faaliyet gösterilen ülke menkul kıymetlerinde zorunlu olarak değerlendirilmektedir. Faaliyette bulunulan ülkenin menkul kıymetlerinin getiri oranları yüksek ise, fon fazlalıkları bu defa gönüllü olarak ülkede bırakılmaktadır.

Bloke Edilen Fonların Yönetimi

Yabancılara ait olan ve hükümet kısıtlamaları nedeniyle bulundukları ülkeden dışarıya transfer edilemeyen fonlara bloke fonlar veya dondurulmuş alacaklar adı verilmektedir. Çok uluslu işletmeler, şubelerin geçici fon fazlalıklarını ve kar paylarının ana merkeze veya diğer bir şubeye transferi konusunda çeşitli kısıtlamalarla karşı karşıya kalabilir. Döviz sıkıntısı içerisinde bulunan hükümetler, geçici veya sürekli olarak ülkeler arası fon transferini yasaklayabilir.

Çok uluslu işletmeler fonların bloke edilmesi riskini ortadan kaldırmak ve bloke fon uygulamasını açmak amacıyla paravan kredi ve transfer fiyatlaması yöntemlerini kullanmaktadırlar.

Paravan Krediler

Paravan krediler, ana merkezin şubesine bir aracı vasıtasıyla kredi vermesidir. Ana merkez, şubenin ihtiyacı olan kaynağı öncelikle uluslar arası bir bankaya aktarmakta, banka da ilgili şubeye kredi olarak vermektedir.Söz konusu kredi tutarı ana merkez tarafından dolaylı yoldan şubeye verilmesine karşın, şubenin kayıtlarında uluslar arası bankadan alınan bir kredi olarak görülmektedir.Bu sayede çok uluslu şirket ile faaliyette bulunulan ülke hükümeti arasında ortaya çıkabilecek siyasi anlaşmazlık durumlarında işletmenin zarar görmesi önlenmiş olmaktadır.Paravan kredilerin krediyi veren banka açısından riski yoktur. Çünkü kredi tutarının tamamını banka ana merkezden tahsil etmiştir. Bu işlem aynı zamanda vergi avantajı da yaratmış olabileceğinden katkısı daha da artacaktır.

Transfer Fiyatlaması

Çok uluslu şirketlerin farklı ülkelerde faaliyet gösteren şubeleri arasında alışverişe konu olan mal ve hizmet gruplarının fiyatlandırmasında her bir şubenin karlılığını arttıracak fiyatlandırma politikası yerine, bir bütün olarak çok uluslu işletmenin karlılığını arttıracak fiyatlandırma politikası oluşturulmaya çalışılır. Şirket yöneticileri topluluğun karını bir bütün olarak arttırmak amacıyla, fonları belli bir merkezde toplama, düşük vergi oranlı ülkelere yöneltme tarifeleri düşürme ve döviz kuru kontrollerinden kaçınma şeklindeki transfer fiyatlaması uygulamalarını gerçekleştirebilir

Çok uluslu işletme yöneticilerinin  uyguladığı transfer fiyatlaması yöntemlerinden en çok bilineni fonların farklı bir merkezde toplanması uygulamasıdır. Bu uygulamada çeşitli şubelerin fonları belirlenen merkeze faturalandırma sistemi vasıtasıyla toplanmaktadır. Fonların toplanacağı yer ana merkez olabileceği gibi, bir şube de olabilir. Fonları toplanacağı, vergi oranlarının daha düşük olduğu şube yani  merkezin, diğer şubelere  ihraç ettiği mal ve hizmet bedelleri yüksek fiyattan faturalandırılırken, bu merkezin ithal ettiği mal ve hizmet bedelleri de düşük fiyatlandırılmakta ve fonların merkez olarak belirlenen yerde toplanması sağlanmaktadır.

Ülkeler arası kurumlar vergisi oranı farklılıklarından fayda sağlamak amacıyla fonların bir ülkeden diğer ülkeye yönlendirilmesi de bir diğer  transfer fiyatlaması uygulamasıdır.Fonlar kurumlar vergisi oranı yüksek ülkelerden kurumlar vergisi oranı düşük ülkelere kaydırılarak topluluğun daha az miktarda kurumlar vergisi ödemesi sağlanabilir.Ahlaki boyutu bulunmayan bu uygulama ile ülkeler arasında örtülü sermaye transferi yapılmaktadır.

Çok Uluslu İşletmelerde Alacak Yönetimi

Dış ticarette satışların peşin yapılması bütün işletmelerin arzu ettiği bir durumdur. Fakat alıcı tarafın durumu her zaman için peşin ödemeye imkan vermeyebilir.İhracatçı işletmeler çoğu zaman belirli ülke pazarlarındaki payını koruyabilmek için de vadeli satış politikasını sürdürmek zorunda kalabilirler. Ayrıca ihracattan elde edilen dövizin önemli olduğu ülkelerde bir hükümet politikası olarak ihracat potansiyeline sahip işletmeler çeşitli teşvik sistemleriyle desteklenerek vadeli satışa özendirilebilir.

İşletmeler müşterilere yapacakları satışlarda müşterilerin kredi değerliliğini analiz ederek uygun grubu belirlemeye çalışırlar. Gerekli kriterlere sahip, kredi değerliliği yüksek müşterilere satış yapılmadan önce, işletmenin döviz riskine maruz kalmayacağı bir para birimi tespit edilmesi ve satış bedelinin en kısa zamanda tahsil edileceği en uygun vadeye karar verilmelidir. Çünkü kredi verme uluslararsı çerçevede daha risklidir. İşletme ödenmeme riskine ek olarak ayrıca satışın yapıldığı zaman ile alacağın tahsil edildiği zaman arasındaki kur riskini de düşünmek zorundadır. Ayrıca vade sonunda tahsilatı garanti altına alacak teminatları da almak zorundadırlar.

Grup İçi-Grup Dışı Satış Ayrımı Ve Alacak Yönetimi

Çok uluslu işletmeler satışlarını grup içi işletmelere yapabilecekleri gibi grup dışı işletmelere de yapabilirler.

Şubeler arası yükümlülüklerin yerine getirilmesinde karşılıklı bir güven söz konusudur. Bir şubeden diğer bir şubeye sağlanan kredi çok uzun süreli olabilir.

Firmanın grup dışına yaptığı satışlarda alacak yönetimi politikasının oluşturulması aşamasında titiz davranılması ve belirli konularda karar verilmesi gerekmektedir.

Ödemenin Yapılacağı Para Biriminin Belirlenmesi

İhracatçı çok uluslu işletmeler vadeli satışlarda döviz kuru riskine maruz kalmamak için kuvvetli para birimiyle satış yapmak isterken, mal satın alan müşteriler ise zayıf para birimiyle işlem yapmak isterler. Yabancı para birimiyle yapılan satışlarda ödemenin gecikmesiyle birlikte belirli maliyetler de ortaya çıkabilmektedir. Değeri düşen para birimi ile yapılan ödemelerin gecikmesi sonucu daha az bir nakit elde edilebileceğinden ek bir kayıp söz konusu olacaktır. Bu gibi durumlarda çok uluslu işletmeler değeri düşen para birimlerinden olan alacaklarında yüksek oranlarda gecikme faizi uygulamasına gidebilir.

Ödeme Süresinin Uzunluğu

Müşterilere daha uzun vadelerde satış yapılması, kredilendirilen dönemin uzatılması muhtemelen işletmenin daha fazla satış yapmasına neden olacaktır. Daha yüksek satış hasılatına karşı ödenmeme riskinin artması, alacaklara daha yüksek oranlarda yatırım yapılmasıyla finansman maliyetinin yükselmesi ve tahsilatın yapılacağı para biriminin değerinin düşmesi işletmenin satın alma gücü kaybına uğramasına neden olabilecektir.

Ödeme sürelerinin belirlenmesinde en etkili faktör satışın zayıf para ile mi yoksa güçlü para ile mi yapıldığıdır. Zayıf para cinsinden yapılan satışlardaki ödeme süresi, satış tarihi ile tahsilat tarihi arasındaki döviz değer kaybını minimize edecek biçimde belirlenmelidir. Güçlü para birimi ile yapılan satışlarda ise, ödeme süresinin daha uzun tutulması olanaklıdır.

Global Kredi Riskinden Korunma

Çok uluslu işletmeler global çapta karşılaştıkları risklerden korunabilmek için belirli önlemler geliştirmişlerdir. Bunlar şöyledir:

-Çok uluslu işletme malı müşteriye göndermeden önce ödemenin yapılmasını isteyebilir

-Teminat mektubundan yararlanabilir

-Koruma sağlayan özel kurumlardan yardım alabilir

-Alacak hesaplarını faktoring şirketine satabilir

Alacaklardaki kur riskinin  hesaplanması ve elemine edilmesi

Kur riski döviz kurunda tahmin edilemeyen değişmeler dolayısıyla borçlar, alacaklar, net nakit akımları ve sonuç olarak da firmanın piyasa değeri üzerinde ortaya çıkan değişmeleri ifade eder. Döviz kuru değişikliklerinin firma üzerindeki etkisi üç farklı şekilde isimlendirilir:

-İşlem riski

-Faaliyet riski

-Dönüştürme riski

İşlem riski

İşletmenin nakit giriş ve çıkışlarının değerinin döviz kuru dalgalanmalarından etkilenmesi işlem riski olarak isimlendirilir. Beklenmedik kur değişmelerinin kısa vadeli, çoğu kez sözleşmeye bağlanmış olan nakit akımları üzerindeki etkileriyle ilgilenir. İşlem riski, fiyatları yabancı bir paraya bağlanmış olan mal ve hizmetlerin satılmasından dolayı, geri ödemenin yabancı bir para üzerinden yapılması koşuluyla fon ödünç alınması ve verilmesi ya da henüz vadesi dolmamış bir vadeli döviz sözleşmesi yapılmış olmasından dolayı ortaya çıkmış olabilir.

Örneğin; Bir Türk firması ABD’ye 3ay vadeli, 50milyon dolar değerinde mal ihraç etmiştir. İhraç anında kur 1$=1.38TL’dir. Vade tarihine kadar ithalatçı ABD firmasının işlem riskiyle karşılaşması mümkün değildir. Çünkü mal bedeli ithalatçı ülkenin para birimi cinsinden fatura edilmiştir. İşlem riski ihracatçi firma üzerinde kalmaktadır. Vade tarihinde kurun 1$=1.25TL olması halinde ihracatçı firma bir miktar gelir kaybına uğrayacaktır. Satış yapıldığında ihracat tutarının TL cinsinden karşılığı 69.000.000TL(1.38TL*50.000.000$) iken, vade tarihindeki karşılığı 62.500.000TL’dir. 3aylık sürede ihracatçının işlem riskinden dolayı uğradığı kayıp 6.500.000TL(69.000.000-62.500.000)dir.

Satış bedeli $ cinsinden değil de TL cinsinden alınacak olsaydı, işlem riski ithalatçı firmaya geçecekti.

Faaliyet Riski

İşletmenin gelecek nakit akımlarının döviz kuru hareketleri nedeniyle etkilenmesi faaliyet riski olarak isimlendirilir. Ekonomik risk olarak da isimlendirilen faaliyet riski, tahmin edilemeyen döviz kuru hareketleri nedeniyle işletmenin satışları ve maliyetleri üzerindeki etkinin, işletmenin piyasa değerinde meydana getirdiği değişmeleri gösterir. Beklenmedik kur değişmelerinin gelecekte, uzun bir zaman boyutunda firmanın faaliyet ve rekabet durumu üzerinde doğuracağı değişmeler sonucu yol açacağı nakit akımı etkilerini inceler.

Dönüştürme Riski

Firmanın yabancı bir döviz cinsinden belirlenmiş olan aktif ve pasiflerinin yerel para cinsinden değerlerinin, bir muhasebe döneminden diğerinekadar geçen zamanda döviz kurlarındaki değişmelerden dolayı ve herhangi bir fiziki işlem olmaksızın değişmesi riskini ifade eder. Muhasebe riski olarak da ifade edilen dönüştürme riski, ana merkezin bulunduğu ülkenin dışında şubeleri olan çok uluslu işletmelerin karşılaştığı bir döviz kuru riski çeşididir. Şubeler faaliyet gösterdikleri ülkenin para birimi cinsinden mali tablo düzenlemektedirler. Yıl içerisinde farklı tarihlerde kaydedilen borç ve alacak kalemleri çeşitli kurlardan kayıt altına alınır. Yıl sonunda şubelerin bilançolarının ana merkezle birleştirilerek konsolide edilmesi aşamasında ulusal para birimleri ana merkez para birimi cinsine dönüştürülür. Dönüştürmenin hangi kurdan yapılacağı ciddi bir sorundur. Çünkü dönüştürmenin yapıldığı tarihteki kur ile işlemin yapıldığı tarihteki kur, şubenin karlılığını farklılaştırmaktadır. Bu iki kurun farklı sonuçlar ortaya koyması nedeniyle işletmeler dönüştürme riskiyle karşı karşıya kalırlar.

Döviz Kuru Tahmini

Çok uluslu şirketler, riske karşı korunma kararını alabilmeleri, kısa-uzun dönem finansman kararını, yatırım kararını ve sermaye bütçelemesi kararını verebilmeleri ve net kazançlarını doğru bir şekilde hesaplayabilmeleri için döviz kuru tahminlerine ihtiyaç duyarlar. Genel olarak döviz kuru, piyasadaki arz ve talebe göre değişim göstermektedir. Dövizin arz ve talebinin değişmesinde, iki ülkedeki fiyat seviyesine, beklenen enflasyon oranına, faiz oranına, hükümetin sermayenin yönü ile ilgili arzularına ve dış ticarete koydukları kısıtlamalar ya da döviz kurlarına yaptıkları müdahaleler gibi faktörler etkili olmaktadır. Dövizin fiyatında meydana gelecek değişikliği belirlemede kullanılan çeşitli tahmin yöntemleri geliştirilmiştir.

-Satın alma gücü paritesi

-Faiz oranı paritesi

-Fisher etkisi

Satın Alma Gücü Paritesi İle Döviz Kuru Paritesi

Belirli bir mal sepetinin bir ülkedeki fiyatının, cari döviz kurlarına göre ifade edildiğinde, dünyanın her yerinde aynı olacağını ve ulusal paranın bir biriminin tüm ülkelerde aynı satın alma gücüne sahip olacağını ifade etmektedir.

-Yurtiçi fiyat endeksi(Pd)

-Yabancı ülke fiyat endeksi(Pf)

-Anında teslim kuru(S)

      Pd=Pf*S      S=Pd/Pf

-Eşitliğe göre, yurt içi fiyat endeksi yurt dışı fiyat eendeksinden ne kadar yüksekse döviz kuru da o ölçüde yüksek olacaktır.

-Belirli bir zaman boyutunu başlangıç kabul ederek döviz kurlarının nasıl değişeceğini açıklamaya çalışan nisbi satın alma gücü paritesine göre, belirli bir dönemden diğerine döviz kurundaki değişme, bu dönem boyunca iç ve dış fiyat artış oranları arasındaki farka eşittir.  Ve yurt içi enflasyon oranı dış enflasyon oranından yüksek olan ülkede döviz kuru bu fark ölçüsünde yükselir. Düşük olan ülkede ise o ölçüde düşer.

-Başlangıç dönemi kuru(So)

-Gelecekteki bir dönem kuru(S1)

-Yurtiçi enflasyon oranı (Pd)

-Dış ülke enflasyon oranı (Pf)

-(S1-So)/So=(Pd-Pf)

-Örneğin; 20X1 yılında 1$=1.40TL’dir. Yıl sonu itibariyle Türkiyedeki enflasyon oranının %9, Amerikadaki enflasyon oranının da %3 olacağı tahmin edilmektedir.

-(S1-So)/So=(Pd-Pf)

-(S1-1.40)/1.40=(0.09-0.03)

-S1=1.484

20X1 yılı sonu itibariyle Türkiyedeki döviz kurunun 1.484TL olası gerektiğini görmüş oluyoruz. Bu kur olması gereken kurdur. Tahmin edilen enflasyon rakamları dönem sonu itibariyle gerçekleşen rakamlar olsa dahi hesaplanan döviz kuru piyasada gerçekleşmeyebilir. Nedeni ise piyasa müdahaleleridir. Hükümetlerin ekonomik ve politik kaygılarla piyasadaki kura müdahale etmeleri, dövizin piyasa fiyatını değiştirmelerini tahmin edilen kur ile gerçekleşen kuru farklılaştırabilecektir.

Faiz Oranı Paritesi İle Döviz Kuru Paritesi

Faiz oranı paritesi iki ülke faiz oranları farkından hareketle döviz kuru hesaplamaya çalışır. Düşük faizli bir ülkenin ulusal parası, vadeli piyasada yüksek faizli bir başka ülkenin ulusal parası karşısında, bu faiz tutarında vadeli prim yapar. Yüksek faizli ülkenin parası da vadeli piyasada faiz oranları farkı ölçüsünde iskontolu satılır. İşlem gidelerinin bulunmadığı bir durumda, eğer uluslar arası mali piyasaların etkin işlediği varsayılırsa, vadeli piyasada bir ulusal paranın değerine göre yapacağı iskonto veya prim oranı tam olarak ilgili ülkelerin faiz oranları farkına eşitlenecektir.

Örneğin; Türkiye’deki faiz oranları(iTR ) ve amerikadaki faiz oranları(iUS ) olarak ifade edilirse,aynı vadedeki iki ülke faiz oranları farkı (iTR-iUS) eşitliğine denk olacaktır. Vadeli döviz kuru(F),anında teslim kuru(S) ile gösterilirse döviz kurundaki prim veya iskonto (F-S)/S olarak hesaplanabilir. Faiz oranları farkını prim oranına eşitleyen eşitlik faiz oranı paritesi olarak isimlendirilir ve şu şekildedir:

 i TR- i US = (F – S)/S

Türkiye’deki faiz oranlarının ABD’deki faiz oranlarından yüksek olan kısmı ulusal paranın iskonto oranından daha yüksek ise fonların Türkiyede kalması yatırımcı açısından daha karlı sonuçlar ortaya çıkaracaktır.

i TR – i US > (F-S)/S

Örneğin i TR = %12 , i US = %4 iken ulusal para ABD dolarına karşı %6 iskonto olduysa fonlar türkiye piyasasında değerlendirilecektir. Tersi durumda ABD’deki faiz oranları ile Türkiyedeki faiz oranlarının farkı ABD lehine yüksekse ve Türkiyede ulusal paranın iskonto oranı, faiz oranları farkından küçük ise fonların ABD’de değerlendirilmesi daha karlı olacaktır.

Fisher etkisi ile döviz kuru tahmini

Fisher etkisi, faiz oranı ile enfflasyon arasındaki ilişkiden hareketle geliştirilmiştir.

Nominal faiz oranı(i)

Reel faiz oranı(l)

Beklenen enflasyon oranı(p)

(1+i)=(1+l)+(1+p)

Her ülkedeki nominal faizlerin, reel bir getiri oranı ile beklenen enflasyonun toplamına eşit olması yurtiçi fisher etkisi olarak isimlendirilirken, iki ülkedeki nominal faiz oranları farkının eşit olması ise genelleştirilmiş fisher etkisi olarak isimlendirilir. İfade etmek gerekirse;

İ TR – i US = p TR – p US

İ TR = Türkiye’deki faiz oranları

İ US = Amerika’daki faiz oranları

P TR = Türkiye’deki beklenen enflasyon oranı

P US = Amerika’daki beklenen enflasyon oranı

Uluslarası fisher etkisi ise, iki farklı ulusal para üzerindeki nominal faiz oranlarının bu para birimleri arasında beklenen döviz kuru değişmesine ilişkin bilgileri de yansıtacağını söyler. Spot piyasa faiz oranları dikkate alınmaktadır.

i TR – i US = { E(S) – S } / S

Türkiye’deki yıllık faiz oranının %25 Amerika daki yıllık faiz oranının %7 Türkiye’de anında kurun 1$= 1.40 TL Olduğunu varsayarsak

 0.25-0.07= E(S)- 1.40/1.40

E(S)= 1.652 TL

Döviz Kuru Riskinden Korunma Yöntemleri

-Vadeli sözleşmeler

-Anında teslim piyasası işlemleri

-Gelecek sözleşmeleri

-Opsiyon sözleşmeleri

-Ödemeleri öne alma veya geciktirme

-Ulusal para ile faturalandırma

Çok Uluslu İşletmelerde Stok Yönetimi

Çok uluslu işletmeler açısından stok yönetimi ulusal işletmelere göre daha zor ve uzun bir süreçtir. Deniz aşırı ulaşım, gümrük muameleleri, iskele dolulukları, depolama, ithalat kontrolleri, yüksek vergiler, arz düzensizliği ve döviz kurunda meydana gelen değişiklikler gibi bir çok faktör ulusal ve çok uluslu işletmelerin stok yönetimini farklılaştırmaktadır.Ayrıca bu farklılıklar çok uluslu işletmelerin Dünya genelinde ortak bir stok politikası uygulamasına da engel olmaktadır.Çok uluslu işletmeler stok yönetimi kapsamında ne kadar stok bulundurulacağı ve stokların nerede bulundurulacağı sorularına cevap vermek zorundadır.Çok uluslu işletmelerin stok yönetimi yabancı ülkelerdeki ekonomik gelişmelerden, döviz kuru değişimlerinden, global üretim süreci ve ticaret engellerinden etkilenmektedir.

Yabancı ülkelerdeki Ekonomik Gelişmeler

Ürünlerin talep edildiği ülkelerdeki ekonomik gelişmeler işletmenin üretimini ve stok düzeyini doğrudan etkilemektedir Ekonomik daralmanın olduğu ülkelerde satış hacminin önemli ölçüde azalması diğer ülkelerde bir değişme olmaması kaydıyla çok uluslu işletmenin üretimini kısmasına ve stok düzeyini azaltmasına neden olmaktadır.İşletmenin satışını yaptığı ürün ekonomik daralma döneminde tüketiciler için çok çabuk vazgeçilebilen bir ürünse işletmenin satışlarının büyük bir oranda azalması mümkündür.Fakat satışı yapılan ürünler tüketici için temel malları oluşturuyorsa ekonomik daralma dönemlerinde  satışların çok fazla miktarda azalması mümkün değildir. 

Döviz  Kurundaki  Değişmeler

Yabancı para biriminin degerinin düsük oldugu dönemlerde, tüketiciler daha az ulusal para karsılıgında yabancı mallara sahip olabilmektedir. Yabancı para biriminin degerinde bir artıs beklentisi var ise, müsteriler mevcut fiyat avantajından yararlanmak amacıyla daha fazla miktarda mal talebinde bulunacaklardır. Döviz kurunun nispeten düsük oldugu bu gibi durumlarda çok uluslu isletmeler artan talebi karsılamak amacıyla büyük miktarda stok bulundurmaktadır. sletmenin mevcut stoklarının piyasa talebini karsılamada yetersiz kaldıgı durumlarda, müsteriler isletmenin rakibi konumundaki ürünleri satan diger isletmelere yönelecektir. Müsterilerini kaybetmek istemeyen isletmeler, talep degismelerindeki belirsizlik nedeniyle daha fazla miktarda stok bulundurma zorunda kalabilirler. sletme açısından müsterileri firmada tutmanın maliyeti, fazla stok bulundurmanın maliyeti kadar olacaktır.

Global Üretim Süreci

Çok uluslu isletmeler çok sayıda ülkede üretim tesisine sahiptirler. Bir ülkede üretimin tamamlanabilmesi bir diger ülkede üretilen yedek parçanın ithaline baglıdır. Çok uluslu isletmeler tüm ülkelerdeki üretimin devamlılıgını saglamak amacıyla bir diger ülkeden ithal ettikleri yedek parçaları, ürünleri uygun görülen miktarda stoklamak zorundadırlar. ki ülke arasındaki mesafenin uzak olması, parçaların hızlı bir sekilde tasınacak nitelikte olmaması, ithalattaki gecikmeler ve gümrük engelleri gibi bir çok faktör isletmelerin asırı stokla çalısmasına neden olabilir.

Ticaret Engelleri

isletmeler yabancı ülkelerde üretilen kaynakları kullanıyorsa, ilerde meydana gelebilecek olası ticaret engellerine maruz kalmamak için daha fazla miktarda stokla çalısmak zorunda kalabilecektir. Ülkeler uluslar arası anlasmaları bozamamakta, ancak bazen çesitli nedenlerle engelleyici gümrük uygulamalarına gidebilmektedir. Yakın olan gümrükten giris yerine daha uzak gümrügün tahsis edilerek ek maliyetlerin ortaya çıkarılması yoluyla ticaretin engellenmeye çalısılması da isletmelerin stok politikasını etkilemektedir.

Stok Bulundurma Maliyeti

Yüksek miktarlarda stok bulundurmak, stok yetersizliği nedeniyle üretimin aksaması riskini ortadan kaldırmaktadır. Fakat gelir getirici alanlarda değerlendirilmesi gereken fonların stoklara bağlanması nedeniyle de işletme açısından bir maliyet oluşmaktadır. Yatırım alanlarının getiri oranları ne kadar büyük olursa, işletmenin katlanacağı fırsat maliyeti de o kadar büyük olacaktır.

Stok Yeri Seçimi

Yurtdışındaki şubelerde stok bulundurmanın önemli bir avantajı, daha az stokla çalışılarak sürekli olarak taşıma masraflarına katlanmanın önüne geçmektir. Çünkü sürekli olarak küçük miktarlarda stokla çalışmak şubeleri merkeze stok bakımında sürekli olarak bağımlı hale getirir ve sık sık mal taşınması gerekir. Bu yüzden de normal olarak, çok uluslu işletmeler şubelerine büyük miktarlarda ve seyrek olarak mal gönderme yolunu seçmektedirler.

Çok Uluslu İşletmelerde Kısa Vadeli Kaynak Yönetimi

Çok uluslu işletmeler kısa vadeli kaynağın niteliğine karar vermeden önce kaynağın faaliyet gösterilen piyasadan mı yoksa farklı bir ülke piyasasından mı sağlanacağına karar vermelidir. Bunun yanı sıra hangi para birimi ile finansman sağlanacağına karar vermelidir. Ülkelerde uygulanan döviz kuru sistemine bağlı olarak beklenmeyen riskler ortaya çıkabilmekte ve karşılanamayan maliyetler yaratabilmektedir.

Çok Uluslu İşletmelerde Finansal Tercihler

Çok uluslu işletmelerin yurt dışında faaliyet gösteren şirketleri ana merkezin bulunduğu ülke piyasalarından borçlanmak yerine faaliyet gösterdiği ülkenin bankalarından borçlanmayı tercih edebilir veya da yabancı piyasalardan borçlanma yolunu seçebilirler. Döviz kuru riskine maruz kalmak istemeyen işletmeler gelecekte elde edecekleri yabancı para birimi cinsinden borçlanabilir; o ülkenin para birimine sürekli ihtiyaç duyacağı için o ülkenin para birimi üzerinden borçlanabilir, aynı zamanda şubeler arası borç alıp verme yoluna da gidebilirler. Teminatsız borç senetleri,Euro ticari senetleri ve Euro bankalardan direkt kredi alma yoluna gidebilirler.

Sonuç olarak, farklı para birimleri, ekonomik ve yasal farklılıklar, dil farklılıkları, kültürel farklılıklar, hükümetlerin rolü ve politik risk gibi nedenler çok uluslu firmaları ulusal firmalardan ayırmaktadır. Çok uluslu sirketlerin yönetiminde bu farklılıkların dogru tespit edilerek uygun kararların alınması süphesiz ki isletmenin firma degerini artırmaya yöneltecektir.

Ünye Çimento

Ünye Çimento Sanayii ve Ticaret Anonim Şirketi, 1969 yılında Ünye’de kurulmuş ve üretim faaliyetlerine başlamıştır. Şirket merkezi, Devlet Sahil Yolu Cevizdere Mevkii, Ünye/Ordu’dadır. TCMB’nin 2008 yılı 11 aylık verilerine göre 48,37 milyon ton çimento üretimi ile, dünya çimento üretim liginin en büyük sekizinci, İspanya’nın ardından Avrupa’nın ikinci en büyük çimento üreticisidir. Romanya’da UNYE CEM SRL adında bir yatırım işletmesi bulunmaktadır

Çok Uluslu İşletmelerde İşletme Sermayesi Yönetimi
Bu makalenin telif hakkı ve tüm sorumlulukları yazara ait olup, şikayetler için lütfen bizimle iletişime geçiniz.
URL:
Etiketler:

Bu makale 2889 kez okundu

5.5.2013 tarihinde yazıldı
Reitix

Yorumlar

  • deta
    deta
    9.6.2017

    Birey olarak bile kendi sermayenizi yönetmek zorken cok uluslu sirket sermayesini yonetmenin zorlugunu siz düşünün.

  • M.Şenyürek
    M.Şenyürek
    15.6.2016

    başka bir makalede muhasebe uygulamalarından da bahsedilmiş. size yardımcı olabilir.

  • eneskamiloglu
    eneskamiloglu
    11.6.2016

    muhasebe işlemi nasıl oluyor çok uluslu şirketlerde? hangi para kullanılıyor kayıtlarda.

  • celile
    celile
    14.12.2015

    konu ile ilgili başlıklara kısa kısa değinmişsiniz özelden mesaj atsam uzun hali varsa yazabilir misiniz?

Bu yazıya siz de yorum yapabilirsiniz